Kapında beklerler bir lokma için,
Dilleri varmaz ki söylesin niçin.
Yaratan lütfetmiş her biri seçkin,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Betonlar arasında kaybolur izler,
Merhamet bekleyen o mahzun gözler.
Kışı ayaz geçer, yakar temmuzlar,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Ne saray isterler ne atlas yatak,
Bir kuytu köşede bir parça ekmek.
Bize nasip düşer onları sevmek,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Hasretle bakarlar geçen her cana,
Kin tutmazlar asla vuran, kırana.
Emanet edilmiş insana, cana,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Ne bir hesapları, ne bir kârı var,
Yalnızca dürüstçe bir dost nârı var.
Her birinin ayrı ahu zarı var,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Sığınırlar bazen yıkık duvara,
Merhem olamazlar kanayan yara.
Düşmezler ne mülke ne de bir para,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Peygamber emaneti, can parçası,
Dünyanın en safı, en has hası.
Dinmez içlerindeki sevda yası,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Hasan dostum der ki; incitme sakın,
Onların duası Hakk'a çok yakın.
Sevgiyle, şefkatle bir dönüp bakın,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 15:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)