Gereksiz taşıtlar.
Gereksiz takılar.
Ayakkabılar.
Kıyafetler.
Sevgili hâller.
Sevgisiz hâller.
Karşı durakta bekleyen
gerekli bir arkadaş.
Kendini tek nimet bilenler.
Kendini nimetten saymayanlar.
Nimetçiler.
Nimeti bulanlar.
Markalar.
Spor ayakkabılar.
Tırmanması güç duvarın,
binlerce yıllık halleri.
Tarihin güçlü gölgesi altında
sıkışıp kalanların köşesi:
Roma’nın Piazza Venezia’sı.
Her bir tekerrür,
bu kadim sırta bir damga:
gölgeler.
Kalemin o kendine has
soğuk yaz esintisi...
Kaleme ne sığdırılır ki...
Ruh mürekkebi
taşıp aksa da geceden güne,
güneş vursa da yüze,
kaleme ne sığdırılır ki?
Kalem asrın savaşını
Tekerrür'e kaybettiğinde,
Dans etti tüm dünya meydanlarda
“zafer” bayrakları içinde.
Bilinç kayıp...
Gerek kadın yüzleri,
gereksiz erkek tişörtlerinde.
Ayakkabı neden vurur ayağa?
Ya yeni alınmıştır ayakkabı
ya da...
Bu Japonlar...
neden bu kadar güzel?
Gulê Bahar
(05.06.2017)
Kayıt Tarihi : 29.7.2025 17:23:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Tebrik ederim.
Tesekkur ederim.
TÜM YORUMLAR (2)