Sarı saç, gök gözleri
Şirin tatlı sözleri
Sevda dolu özleri
Salınır gezer Boğaz köyün kızları
Ne hoştur sekmeleri
Alacağım on para
Vereceğim bir dara
Yapacağım zımpara
Off offf
Duyup işitmeyenlere
Bakıp görmeyenlere
'GÖNÜL YOLCULUĞUNDA KALBİNDE YER YOKSA EĞER BEN AYAKTA GİDERİM SANA DEĞER'
5.9.2009 Mersin'de yaylaya çıkıyorum. Saat tam öyle vakti.Güneş tam tepede. Dolmuş, dolu ağzına kadar. Kapı açık; SERİNLİK GELSİN DİYE VE ŞOFÖR KOLTUĞUNUN ARKASINDA BU YAZI. KALEM KÂĞIT ALIP, HEMEN YAZIYORUM. YAZMAYA DEĞER. SONRA ONA ŞU MISRALARI EKLİYORUM BİRER, BİRER.
DOLMUŞTA GÖRDÜM BİR YAZI
NE SICAK MERSİN’İN BU YAZI
YAYLA YOLUNDA ANA İLE KIZI
Beni hatırladığında
Şunu bilmeni istiyorum
Ben asla yalancı değilim
Vefasızlık ta yoktur ayak izlerim
Ben acılar içinde bir çiçek değilim
Sadece seni seven al bir gülüm
Oyalı mendil gibi oyalama beni
Kareli kumaş gibi boyalama beni
Çok da güzel değilim yorma beni
Sevmiyorsan ayıralım gel yolu
Güneş gibi kavurma bu teni
Bir minik kuş,
Ağlıyor pencerede.
Hani,
Annesi nerede?
Saçları, dağılmış.
O rüzgâr elinde.
Çocuklar gibi koşmak istiyorum
Nehirler gibi çoşmak istiyorum
İstiyorum çılgınca eğlenmek
İstiyorum uçurtma uçurmak
Sek sek oynamak istiyorum
Oyuncaklarımı kırmak istiyorum
Geçemedi hayal köprülerini
Hep okudu aşk öykülerini
Yıprattı haybeden sinirlerini
Kaderden öteye geçilmiyor
Zaman mekan dar geldi çoşkuluruha
Ovaya hakim bir saray bir şaheser
Az ötede bir türbe gönüller fetheder
Biri dünyada olmuş ünlü paşa
Öteki ahiret için çalışmış eder temaşa
Günlerdir süren hazırlıktan sonra; Merak ettiğim Antep,Maraş ve Hatay yolculuğumuz başlıyor. Atatürk Hava limanından kalkıyoruz. Adeta süzülüyor uçağımız. Güzel bir gün güzel bir niyet. Haydi hayırlısı. Bir saatten fazla uçuyoruz kaptanımız" İnişe geçiyoruz kemerlerinizi bağlayıp dik oturun "Diyor. Aşağıya bakıyorum. Maraş yeşil bir ova gibi görünüyor bir kısmı dağlık. Asıl amaç Maraş ta Kızımın düğününü yapmak biraz da yakın çevreyi gezmek. Nihayet, Kahraman Maraşa ayak basıyoruz saat ona çeyrek var. Derken uçaktan çıkıp bagajımızı alıyoruz biraz küçük hava alanı. Sonra kızım ve damadım bizi karşılıyor birde kiralık araba firmasının yetkilisi. Arabalarımıza binip, Maraşa doğru ilerliyoruz. Şehir çok uzak değil. Bu arada araca ilk istasyondan petrol alıyoruz ve damadın arabasını takiple öğretmen evine gelip dinleniyoruz. Sonra damat geliyor onu takip ederek dünürlerin evine doğru ilerliyoruz. Maraşın ortasından geçip adeta dağ yamacına tırmanıyoruz. Sanki Maraş halkı sırtını dağa vermiş. Daha sonra öğreniyoruz önceden olan bir deprem buna neden olmuş. Yeni bir aile yeni bir kültüre merhaba diyoruz. Sıcak kanlı insanlar. Şiveleri biraz değişik geliyor. Hoşbeş yorgunluk kahvesi ve Maraş usulü yemeklerden sonra.Kısa bir Maraş turuna çıkartılıyoruz. Önce terasa gidiyoruz. Manzara muhteşem. Çayla birlikte Antepfıstığı ve tarhana geliyor ama bizim usülden değil incecik. Aklıma jelatin geliyor. Çekiniyorum yemeye sonra ufaktan alışıyorum. Biraz oturup resim çekiniyoruz. Sonra kalkıp Kaleye gidiyoruz. Ve anlatıyorlar. Tarihten tarih çıkıyor ve karşıda bir camiyi işaret ediyorlar. Sütçü imamın cami. Vaaz verirken kalede şu andaki şanlı bayrağımızın yerinde Fransız bayrağı varmış ona bakarak diyor ki:" O bayrak orada iken içiniz nasıl rahat ediyor nasıl huzur buluyorsunuzé ve ardından isyan başlıyor. ve o bayrak nihayet indirilip Türkün şanlı bayrağı çekiliyor. Ruhları şad olsun. Bu güzel şehri bize hahşedenlere saygımız sonsuz. Ve kale içinde bulunan saraydan padişahtan ve kızından bahsediyorlar ve gizli geçitten karşıda bir hamama nasıl gidip geldiklerinden. Ben çok kale gördüm mekruh,yıkık, pislik içinde. Burası adeta korunmuş. Daha önce biri işletiyorum sosyal tesisler varmış ama kapanmış. Sonra tekrar öğretmen evine dönüp istirahat ediyoruz. Ertesi sabah erkenden Antepe gidip geziyoruz tarih 24 Mayısı gösteriyor. Maraş hep yağıyor. Antep sıcaktan kavruluyor. Ve o gece düğün oluyor Liva düğün salonunda. Maraş usulü güzel bir düğün. Yeni çifte mutluluklar.Tarih 25 Mayısı düşüyor. Tekrar Maraşı geziyoruz. Şehrin ortasında uzunlamasına bir bark parkın baş tarafındanda bir anıt ve daha sonra yol kaleye uzanıyor. Yer altı çarşısı ve eski bir çok anıt. Maraş güzel. Huzurlu ve en önemlisi yeşil. Her yerde Dondurma reklamı var. Sonra bir Pastahaneye giriyoruz. Künefe ve Maraş dondurması yiyoruz. Afiyet olsun.
Daha sonra çarşı pazar gezinip istirahate çekiliyoruz. Sabah otelimizde kahvaltı yapıp Hataya doğru yola çıkıyoruz. gezip dolaşıp yiyip içip geliyoruz. Biraz dinleniyoruz ve telefonumuz çalıyor. Dünürlerimiz akşam yemeğine davet ediyorlar. Arabamızla bin evlere doğru gidiyoruz yolda kavun ve karpuz alıyoruz. Güzel bir akşam yemeği yiyoruz. Ev sahibinin eline sağlık, kesesine bereket. Mantı ve içli köfte aklımızda kalıyor. Sonra gece basıyor otele dönüyoruz. Tabii akrabalarla vedalaşıyoruz. Yarın İstanbul'a yolculuk var. uykuya dalıyoruz.
26 Mayıs Pazartesi Hava alanındayız son kez resimler alıyoruz. Kiralık arabamızı teslim ediyor ve güvenlikten geçiyoruz. Uçağımız onbeş dakika rötarlı kalkıyor ve İstanbul.
27.5.2014Ataşehir/ İST




-
Eşref Trak
-
Mehmet Küçükkarahan
-
Nevzat Bilgiç
Tüm Yorumlariyi geceler. yorumunuz için teşekkür ederi. sizlerle şiir paylaşmak güzel bir duygu.
saygılarımla
eşref trak
kaleminize ve yüreğinize sağlık....
Değerli Şaire iyi geceler! ...
Artık Sakarya 'da değil, Edirne ' deyim.
Evinize esenlikler dilerim.
Saygılarla.