Paryoşa !
Her kış yokuş ve çamur..
Dökülür..
İçimdeki;
retina bulutlarından..
tuzlu bir yağmur...!
Ne Heybeli de ağaçlar..
ne de Ankara garındaki penguen
müstehzi bir izaha muhtacım
Sen misin ? Bendeki Sen ?
Bugün yine hesapladım,
kar tanelerinden ne kadar kâr elde edebilirim diye?
sonra tanrı vergisi bir hesapsızlıkla
baktım aklımın, delinmiş ceplerine !
Söylesene nasıl kirlendi..
çizgiler altında ki iki pencere
kaç mezar kazdık?
kaç harfi boynundan astık !
ölümü biz yaşayanlar , yaşattık !
Ölüm yaşasın! Ölüm Yaşasın !
Yaşasın ölümlüler!
Öldürülenler içinde yaşayalım!
Nasıl anlayabilirim nasıl ?
Ölüm müsün ? Yaşayan mı sen !
Eğri aksak kırgın ve yalın!
Bir yangınım , en ıslak alevlere sarmalanmış!
Şimdi anladım matmazel!
Güzelliğiniz, ruhsuzluğunuz tarafından kiralanmış!
Ve bu bir açık arttırma !
Satıyorum satıyorum, satıyorum!
Her insan kendini , ya kendinde ki nefes alan cesede !
Yada şıngırtısı kulakları mest eden kesede !
Yada mabadının koyup yüceldiğini düşündüğü
bir iskemle de !
Yada küp gibi şişirilmiş , bir işkembede..
Ondaki onu ona buna satmış!
Paryoşa içinde ki bir köşe de ,
Kendi ruhundan, başka insanların ruhuna sızmış!
Kayıt Tarihi : 11.1.2022 16:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!