Ozan HÜRMETLİ (Feyzi ŞAHİN)
25.12.1954 yılında Malatya ilinin Kuluncak kazası Başören Köyünde dünyaya geldi. Anasının adı Senem, Babasının adı Ahmet'tir. Dördü erkek, ikisi kız olan altı kardeşin en büyüğüdür.
İlkokulu köyünde, orta ve liseyi Ankara'da okudu. 1976 yılında M.Rüştü Kimya Meslek Lisesini bitirip aynı yıl İzmir de Beydağı-Halıköy Maden İşletmelerinde işe başladı, bir süre çalıştıktan sonra askere gitti. 1977-1979 yılları arasında vatani görevini, Denizli’de başlayıp Kıbrıs’ta tamamladı. 1979 yılında askerlik dönüşü Ankara’da bir kamu kuruluşu olan Hıfzıssıhha Merkezi başkanlığında işe başladı. Aynı yıl Selma Şahin ile evlendi, Tuğba ve Selin adlarında iki çocuğu oldu. 1993 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. 1998 Yılında Halk Ozanları Kültür Vakfına üye oldu ve aynı yıl Vakıf Yönetim Kuruluna seçilerek Muhasip Üyeliğe getirildi. Bu görevini 2004 yılına kadar sürdürdü.
Halk şiirine ve saza olan ilgisi, ortaokul yıllarında başladı. Bu nedenle geçmiş dönem usta ozanların eserlerini okuyarak şiirle tanıştı. 1971 yılından itibaren de kendisi şiir yazmaya başladı. Şiir tekniğini geliştirmesinde, yakın arkadaşı olan Yozgatlı Ozan Özveri'nin büyük katkısı oldu. Şiirlerinde her türlü konuları işledi. 'Hürmetli' mahlasını O’na, Tokatlı Halk Ozanı Emini Düştü verdi.
Ozanlar Vakfında çok sayıda ozanlarla tanıştı. Birçok usta ozanlarla fikir alış-verişinde bulundu. Eserleriin bazıları “Anadolu Kültürü ve Ozanlarımız (Ozan Naçari) ”, “Anadolunun Dertli Ozanları (Nidayi) ”, “Halk Ozanları Vakfının 2002 ve 2003 Şiir Antoloji”lerinde, “Şiirle Yaşayanlar Şiir Antolojisi III.-2003 (Hüseyin Yurdabak) ”, 2005 yılında; “Ozanlar Birliği Kültür Derneği Şiir Antolojisi Kültür Serisi-1” ile Halk Ozanı Musa Merdanoğlu'nun “Ozanın Feryadı-Uyan Artık Vatandaşım” kitabının 3.ncü baskısı gibi kitap, antoloji ve dergilerde yayımlandı.
16-21 Ağustos 2005 tarihleri arasında yapılan l6.ncı Uluslararası Hacı Bektaş Veli Kültür ve Sanat Etkinliklerinde, “Alevilik ve Bektaşilikte Laiklik” konulu hece vezni şiir yarışmasında 'Hacıbektaş Getirdi' isimli şiiriyle ikincilik ödülü aldı. Birçok plaket ve başarı belgeleri var. Şiir çalışmalarının yanında, bağlama da çalıyor.
2004 yılında kurulan Ozanlar Birliği Kültür Derneği'nin kurucularından ve üyesi, 2005 yılında kurulan Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği'nin de üyesidir. 2008 yılında Ankara da bulunan beş adet ozan derneklerinin Halk Ozanları Kültür Derneği çatısı altında birleşmeleri üzerine çalışmalarına bu derneğin üyesi olarak devam ettikten sonra Anadolu Halk Ozanları Kültür derneğine üye olarak Ozan-Der den ayrılmıştır. Halen çalışmakta olan ve Ankara’da ikamet eden ozanın bir torunu vardır.
Eserleri
Ah Çekerim,Ali'nindir,Ana,Anlamazsın,Anlatayım kendimi,Artık Şimdi,Atatürk'ün İzinden,Belli Değil,Benim Rehberim,Deniz Sandınız,Dertleriniz Oy,Desem Bir Türlü,Divaneyim Ben,Düştüğü Zaman,Gel Diye yazmış,Gidiyor Kızlar,Gönül,Gürdün mü,Göremez Oldum,Gül Yeter Bana,Hacı Bektaş getirdi,Hal Kalmadı,Lanet Olsun,Memlekette,Ne Yüz Veriyor,Perişan,Rahat Değilim,Sivasta,Sultanım,Tosunlarım,Tuş Etti Beni,Tutamaz beni,Yallandı Gitti,Yatılmaz imiş
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!