TRT kayıtlarına
bir nihan -S E N- bırakıyorum,
nişanesiz,
Lâ-edrî.
ben Boraltan Köprüsü'ne yürüyorum.
Moskof'un gelmesi,
Düşlerim,
Bir maziyi düşlerim.
Gün geceye savrulur,
Bölünür bak düşlerim.
Dağ yerine...
Çoktan içre çok var da lakin azı Türk'e mi?
Şu işveli hayatın bir tek nazı Türk'e mi?
Kanda olsan gelmez miydin a şeyhim?
Bak kalbime suâl çattı gelmedin.
Dervişlerin dert büründü yâ şeyhim,
Gölge döndü, güneş battı gelmedin.
Bir gece ki, ay yüzünü astı bak,
Bu mevsimde karlı dağlar geçilmez,
Kırık kanatla uçulmaz
Gitme..!
Sen gidersen boş kalmaz mı ellerim?
Solmaz mı güllerim?
Bir hazan ki, mevsimsiz, gül yüzüne ağanda,
O gül yüzde gül dalım, ay üç parça doğanda,
Meydanı süzdün gülüm,
Kurşunu düzdün gülüm,
Yel mi değdi dalına?
Sebepsiz bozdun gülüm.
Eşkıya çıkmış da dağa
Güzeli çekmiş de doğa
Lânet eyler böyle çağa
Yanık yanık çağlar ozan
Eşkıyanın amanı yok
İtleri dağdan aşırdın,
Kurtları garip düşürdün,
Sırtında -adam- taşırdın,
N'oldu sana söyle dünya?
Hani senin eski çağın?
Aykatun, şu köhne çağın başında,
Bir sis çöktü Tanrı Dağı'n başında,
Sazım alıp ak otağın başında,
Türkçe'den bir ayak açamamışım.
Aykatun, bu zulme dağlar susmuş da,
Ey asil kumandan(!)
Soylu şövalye(!)
Matmazel(!)
Madam(!)
Majeste(!)
Beni unutmayın!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!