Güneşin doğduğu yerde,
Sen varsın,sen ümitsiz.
Güneşin Battığı yerde,
Ben varım,ben çaresiz.
Yorgunuz,yorgunuz uzaklarda,
Bizi kınamayın efendiler,
Biz ki;
Çatlayan ellerimizle,
Biz ki;
Kanayan yüreğimizden kopup,
Bütün bedenimizden akan terimizle,
Yağmur dinmeli,
Bahar gelmeli,
Açınca güller,
ALLAH demeli.
Aşkı bilmeli,
Adına hayat dediğimiz,
bu denklem,
Doğum,yaşam ve ölümden ibaret
bir üçgen...
Doğum ve ölüm kader,
Fırsatçı bir fırtına kopar yüreğimizden,
Rüzgâr asi,dağlar hırçın,
Sırılsıklam bir yağmur,
Masmavi akar yeryüzüne.
Gök mavi,deniz mavi,
Ve suskun yüreğim,
Seni her gördüğümde,
Sana ancak,
Çocukça ulaşabildiğimden,
Çocukluk ruhum kabarır birden.
Evcilik oynardık çocukken;
Sen anne,
Demek şimdi gidiyorsun,
öyle mi?
Hani karşılaşmazsak,
Bir veda bile etmeden,
Çekip gidecektin.
Gönüllerden aşk istersen,
Yücelerden taht istersen,
Sevgi dolu yar istersen,
El açıp ta dön Mevla’ya.
Mevlam seni hâlk eylemiş.
Farzet bir yabancıyım,
Yolunu kaybetmiş,
Yoluna düşmüş...
Farzet bir yolcuyum,
Bir tren istasyonunda,
Sevgiyi anlatamadım,
Bilmem kaç milyar hücreyle yaşayan,
Şu bomboş yüreklere...
Biz-i anlatamadım,
Bilmem kaç milyar ben-den oluşan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!