ŞEHİR VE SEN
Ne zaman şehre yağmur yağsa
Sen gelirsin aklıma
Gidişin gelir
Yollarında yürüyüşün
Gecenin derin hüznünde
Siyah bir örtü gibiyken sensizlik
Gördüğüm her yıldızı gözlerin sandım
Hep bu yüzden çıkamadım insan içine
Hep bu yüzden
Yitik düşlerde kaldım.
Bir bereketli nehir bir bereketli şehir
Kıyısında yadigar adı kaldı sevdanın
Emirdağında şimdi sere serpe umutlar
Gök kubbenin üstünde dona kaldı ağıtlar
sabahın bütün ışıkları söndürüyor
geceden üstümüzde yanan kandilleri
yeniden başlıyoruz biriktirmeye
kederli bir akşam üstünün
içimize düşüreceği özlemleri...
bu kısır döngü nedendir
Şimdi saat bir garip yalpalamada
ateşin dudaklarında eriyor bir kıvılcım
Yazdığım okuduğum ne varsa aşka dair
Dökülüyor derin bir uçurum yalnızlığına
Esiyor deniz üstü bir rüzgar
Sonbahar yapraklarını topluyor kuytularda
SEN YOKSAN
Sen yoksan niçin bir başkası olsun
Neden kapımı çalsın yabancı eller
Güneş niçin doğsun ufuktan
Getirmeyecekse gün seni bana
Uzun raylar üzerinde bir tren gidiyor
Siyah dumanlarına katık ediyor göz yaşlarımı
Etrafında papatyalar sarı beyaz
Bir mendil sallıyor uzaktan çobanlar
Hayallerinde süsledikleri yolculuklarına
Benim ise uçuruyor rüzgar umutlarımı
Bu yalnız bir adamın hikayesidir
Serseri zamanlardan geçmiş
Bir savaş yelkenlisin
Deli rüzgarlara tutulmuş halidir
Şöyle uzun uzadıya bir gece
Konuşacaktım gözlerine bakarken
Lakin bir gözyaşı seline tutuldum
Dilime sarıldı tuz ve acı…
Sustum …
Söyleyecek çok şeyim vardı
Kimse bilmez
Gözlerim neden mavidir
Neden hüzünlü şarkılar dinlerim
Kimse bilmez
Gizli gizli uyandığımı
Yıldızlardan taç yaptığımı




-
Leyla Bektaş
Tüm Yorumlarmeraba şiirlerinizi beğendim.tebrik ederim.ayrıca soyad benzerliğide ilgimi çekti...