Onur Kalafat Zonguldak'ın şirin ilçesi KDZ Ereğli doğumludur. İlk, orta ve lise eğitimini memleketi KDZ Ereğli'de başarı ile tamamladı. 2000 yılında Anadolu Üniversitesi (AÖF) İstanbul- Çapa İngilizce öğretmenliği lisans programını kazandı. 2006 yılında onur derecesi ile mezun oldu. 2006 ile 2016 yılları arasında devlet sektöründe ilk önce sözleşmeli ve ardından kadrolu İngilizce öğretmeni olarak görev aldı.Öğretmenlik yıllarında öğrencileri ile giriştiği bir dolu proje çalışmasında başarılar kazandı. Yurt içinde ve yurt dışında bir dolu seminer ve kursa davet edildi, gönderildi. 2007 yılında bir evlilik yapan Onur Kalafat'ın 2008 doğumlu bir oğlu vardır. 2012 yılında geçimsizlik nedeni ile eşinden ayrılan Onur Kafat, 2016 yılından bu yana dijital pazarlama ile uğraşmaktadır. 2016 yılında haksız yere devlet memurluğundan ihraç edildiğine inanan Onur Kalafat, üzerinde hiç bir suç isnatı olmamasına rağmen henüz görevine dönememiştir. Halen görevine dönmek için hukuk mücadelesi vermektedir.
Eserleri
4 adet yakılmış şiir defteri:)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!