Denizin sıg ve kuytusundayım
Martılar konuşuyor ben seni arıyorum
Gerçegın sensizlik olduğu dalgalarda
Bir şamar gibi yüzüme çarpıyor
Sıradışı ve anlamı büyük bu çaresizlik
Ayrılıklardayız
Zulamda sevdan
Mumun alevine tutsak
Gözlerimin telvesine uzaksın
Belki
Martının ilk çığlığına
Çocuk Kokulu Kadın
Hallerini Sormadan Geçemedim
İnsanın Aklı Öteler Hasretleri, Kimi Zaman Tutar
Şarap Şişesini Vurur Duvara
Ama İnsandır, O Duygu Dur Onu Yaşatan...
Ses Vermesende Sahiller De Çığlıklarla Hissettir Küfrünü...
Ereni sen dertli ozan
Pirsiz olmaz hakka varan
Sözün olmuş ışık tutan
Gönül gören deil misin
Dizelerde aşkı bulan
Bir Martının çığlığında, uzak diyarları görebilmek
İstemek, bedelsiz ölürcesine sevmek
Bir sır misali dokunmadan hissetmek
Her gün ölmektense idamlık mahkum gibi,
Dizlerinde, parmak uçlarında,
Ana sütü gibi helal bilmek
Aç Kapıyı Ben Geldim...
Üstelik Yayan,
Koşarcasına Çok Uzak Yoldan,
Kucağıma Sığmayacak Kadar
Gerçeklerle
En Hırslı En Sinirli Yanlarımı Bıraktım Çakıl Taşlarına
Nemize gerek güller,
Misafir yaşamak varken.
Kuş konmasın varsın, kervan geçmesin...
Bize bir ay yeter,
Bize bir yıldız yeter,
Bize bir kardelen,
Geçiyor zaman,
Hadi gel...
Salıncak kuralım gerçek ve düşlerin orta yerine
Eksik fazla ne varsa bölüşelim...
Heybemde verecek çok şey yok aslında, anı ve mutluluğun resmini çoğaltalım
Sana ağız dolusu gülmeyi ve bölmeden dinlemeyi vadediyorum
Çoktu yağmur dün,
hem de çok…
Yürüdük ne eksik ne fazla,
ne sitem ne kahır…
Ne bir ses ne de bir nefes,
ne bir ruh ne bir beden.
Oysa ne çok özledim...
Bir bilse, kendini kaybeder;
Her şeyini unutur,
Bence benliğini bile unutur.
Beni değil,
Bendeki kendini sever.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!