Seni farklı seveceğim, kimselerin dilinin dönmediği bir yerden,
Neyi nerede kullanacağımı bilmeden, savurarak tüm sesleri.
Tüm bilindik sözlükleri ateşe verdim, dilsiz harfler biriktirdim,
Seni başka bir alfabenin kelimeleriyle seveceğim.
Öyle bir dil ki bu, ne imlası var, ne de sonu.
Tüm yaralarını sarmaya geldim, sızını nefesimle uyutmaya,
Acılarını gördüm, o dilsiz çocukluğunu avuçlarıma aldım.
Geçmişimden kopardığım ne varsa, heybeme koyup,
Seni geçmişinden alıp, masalsı bir geleceğe taşıdım.
O yabancı alfabede, içindeki kız çocuğuna yazdım ve seni buldum,
Dizleri kanamış, gözleri bulutlu, saklanacak bir harf arayan.
Sarılacak bir ‘elif' oldum o çocuğa, bir ‘vav’ gibi büküldüm,
Tek başladığın bu yolda, "biz" olan o gizli heceyi buldum.
Bilirim, en hırçın yanın, en hoyrat rüzgarın sendeki,
Yaramaz bir tay gibi koşarken, birden durulan o sakin masumiyetin.
Seni her halinle, olduğun o darmadağın aynanla sevdim,
Ruhundaki o bitmeyen çocukluğu, kalemimle kağıdıma döktüm.
Bilirsin ya, aşk öyle kapı çalmaz, aranmaz çıkmaz sokaklarda,
Hiç akla düşmezken, bir akşamüstü gelir bulur seni.
Şimdi bu adsız alfabeyle, o hiç bilinmeyen kelimeyle,
Seni, senin olduğun yerden alıp kalbime mühürledim.
Kayıt Tarihi : 17.1.2026 11:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!