Çok yakındı, uzak sanılan o gerçek,
Oysa bir nefes kadar yakındı sana,
Ne vardı bir adım ötede kabullenecek,
Nasıl da güvendin sende emanet cana.
Kader kısmet dedin kendini avuttun,
Bir eski film izler gibi seyrine dalmışız hayatın...
Kimi zaman saçımıza düşen aklardan,
Kimi zaman yüzümüzü değiştiren derin hatlardan
Hatta zaman zaman rast geldiğimiz eski dostlardan anlıyoruz zamanın nasıl geçtiğini.
Bakıyoruz ki geriye kimler gelmiş kimler geçmiş,
Ne acı günler ne tatlı dünler yaşanmış bitmiş,
Gün gelir ardında bırakırsın
hiç bırakmak istemediğin şeyleri.
Kimi zaman gözünde yaş,
Kimi zamanda yüreğinde pas olur silinmez,
hatta çoğu zamanda bilinmez yeri gösteremezsin,
işte şuramda diyemezsin.
Sen hiç karanlığa sustun mu?
Gözlerini dikip tavana
sabahı bekledin mi?
ama öyle saatlerce!
saydın mı saat on ikiyi, beşi
ve geceyi kederine ortak edip,
Sen kız kulesini seyrederdin,
Martı sesleri eşlik ederdi,çayının her yudumuna.
Gözlerine düşerdi ışıl ışıl parlayan suların aksi.
Ve ben unuturdum İstanbul’u gözlerinde.
Ne soğuğu hissederdi kulaklarım,
Ne de sıcağı çay yudumlayan dudaklarım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!