Yürüdüm, yolların sonu gelmiyor,
Gökleri kuşanmış taşlar ağlıyor.
Güneşin önünü duman bağlıyor,
Gönlümün ferini söküyor şehir.
Bir devin karnında can çekişir can,
Damarlar yerine akar zift ve kan.
Ne bir koku kalmış, ne eski nişan,
Üstüme karanlık döküyor şehir.
Toprak küsmüş, beton yemiş bağrını,
Kimse duymaz garip kuşun çağrını.
Sırtıma yüklemiş dünya ağrını,
Belimi iki kat büküyor şehir.
Işıklar yanıyor, gözler amamış,
Ruhlar ambalajlı, kalpler yamalıymış.
Sanki her bir kapı bin kez kapalıymış,
İnsanı insandan yıkıyor şehir.
Pınar susmuş, musluk ağlar pasından,
Herkes bir parça kapmış dünya tasından.
Yalnızlık okunur her çehresinden,
Mezara girmeden yakıyor şehir.
Dostun gülüşünde bin bir hile var,
Gönül bahçesinde paslı diler var.
Hangi yana baksam bir hergele var,
Sırtımdan hançeri çakıyor şehir.
Can Rasim’im der ki; n’oldu yaylalar?
Nerede o mor sümbüllü yaylalar?
İçimde fırtına, dışımda kışlar,
Ruhumu çarmıha çakıyor şehir.
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 00:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!