Güneş, son nefesini vermek üzere,
kaydı penceremin önünden aşağı.
Nazlı gelin edalı, akşam karanlığı,
Olmayacak sabahın habercisimi acep?
Ölüm, sanki karşı kapının arkasında,
Göz kırpıp kırpıp kaçıyor bana,
Hem arzulayan, hem naz yapan
Bir sevgili misali, içimi yakıyor.
Şıngır mıngır bir sedye sesi koridorda,
Belki bir yaşam geliyor, belki de gidiyor
Bir telaş ki ama ne telaş
Uçuşuyorlar sanki, başucumda sedyeler.
Haydi git öteye, ne olur ölüm!
Yarın oğlumun yaş günü de var.
Karım gelecekmiş ziyaretime,
İnce parmaklarıyla sarılmış
Sarma getirecekmiş bana.
Kokusuna hasret, nefesine muhtacım.
Bırak beni ölüm bir sabahlık kadar.
Ekim, 2000
Mehmet SoralKayıt Tarihi : 27.11.2000 12:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!