doğa
kendini depremle hatırlatsa
sellerle sularla bizi boğsa
ya da yüce dağlardan
çığlar düşse
Senin ülkenin sınırları gibi yüreğine düştüm
Büyüklüğü ne kadarsa o kadar da sıkıştım
Hayat dolu
Keder dolu
Ölüm dolu
Hayata dair ne varsa hepsi dolu
Seni sevmek tedirgin edilmeden üstünde uyunan bir toprak parçası gibiydi
Ne kadar gidersen git bir o kadar bitmeyen
Umutlar ve yıkışmalar ardında
Bir bahar sabahında çıplak ayakla koşulan ıslak çimenler gibi
Seni sevmek mevsimler içinde birdenbire esiveren serin bir yel gibi
geleceğime
bir köprü kurdum
o köprüden de
geleceğime umut
geleceğin kim diye sorarsan
sana durmuş benliğim
Hayata nasıl seslenirsen
Yüreğini nasıl koyarsan sen osun
Canını arıyorsan sen cansın
Gökyüzündeki yıldızlardaysa aklın sen gökyüzünde yıldızsın
Toprağın kokusuna sindiysen sindiğin yerde topraksın
Nerede neyi arıyorsan sen osun
sensiz olmak cehennemin diğer adı
yüreğime koyma bu yalnızlığı
bırakma beni
sonsuz bir uçurum gibi sensizlik
Yağmurlu bir günde doğdum
Yabancısıydım geldiğim yerin
Zamanla aşına oldum ışığı gördüm
Gün geldi geldiğim yeri unuttum
Ve zamanla sevdiklerime vedayı da öğrendim
öyle bir gönüldeyim ki
başımda asmalar
bir yanım bahar bahçe
öyle bir gönüldeyim ki
bir yanım sevdaya çığlık
Ne oldu da pişmiş ekmek çiğlerin eline düştü
Ne oldu da çeşmeler cimrilerin elinde çöle döndü
Ne oldu da gönlü güzeller zalimlere düştü
Ne oldu da çaylakların elinde ekinler yele durdu
Ne oldu da eğrilerin yürekleri gülen gözlere düştü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!