Esbâb-ı cefâsını toplasa felek
Bizi yıkmak için yine biz gerek
Biz ki emsâliyiz roma harcının
Bir başka eşiyiz dut ağacının
Sefine körfeze yanaştı
Eş dost birbirine kavuştu
Âşıklar sarılıp ağlaştı
O eski aşklar romanlaştı
Kimi alay eder kendince
Kimisi de sever fikrince
Peki kimim ben? anlatayım
Kafası karışık bir adam
Kendisini anlatamayan
Kara kara kaşlar
lüle lüle saçlar
ay kız! söyle bana
nedir bu bakışlar?
Hayat bulduğum gözlerin vardı
Tazecik sesinle yumuşardım
Ellerim saçlarında Gezinirdi
Başını omzuma yaslardın
Film sonu getiremezdik
Terk etti bütün sevdiklerim
Dillendirince
Döner mi ki makûs tâlihim
Kabre girince
Tüm şehri ısıtan kahve gözlerin
Kim bilir?.. Güz mevsimi kadar serin
Çiçekler filizlenir gülüşünde
Tatlı bir yel eser seslenişinde
Nâdide bir çiçeksin, altın değil
Kıymet bilen bulmalı, biçen değil
Bilmezler adını belki de gonca
Hoş ve zarif bir lavanta uzunca
Günebakanlar yüz çevirmiş
Seni sorarlar neredesin?
Gel! gel de anlatayım sana
Sen kırk yıllık hatrı bilmezsin
Dök içini anlat bana gönlünce
Senden gelen her dert, nimet
Kanatlarınla süzül gökyüzünde
Dökülsün her türlü külfet




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!