Bir isim, bir ad aradım doğmadan
Uzatmadım kelimelere boğmadan
Altı Ocak bin dokuz yüz seksen yedi
O, sabaha karşı “müjde bir oğlun oldu” dedi.
Aslımız Türk, adı da Türkçe olsun
Dedim, kulağına ezan sesi dolsun
Kardeşim kulağına okudu ezanı
Başladım büyütmeye erkek kızanı
Kaf Dağı’nın arksında bir kuş vardı
Her beşyüz yılda bir küllerinden doğardı.
Binbir Gece Masallarında ve et yerdi;
Ona kimi, “Zümrüd-ü Anka Kuşu,” derdi.
Kimi Simurg, Hüthüt, o senin adın ey oğul
Ön adı babam Ali, ama Türkçe adı Tuğrul.
Tuğrul altı haftalıkken belleniyordu,
Tuğrul önce ‘baba’ diye dilleniyordu...
Dili açıldı, konuşmaya başaldı
Gördüğü her şeyi dili ile taşladı.
Çekiç dedim, dedi çak çak
Kibrit dedim, dedi yak yak
Soba dedim, dedi sıcak
Kapı dedim, dedi tak tak
Ördek dedim, dedi vak vak.
Leylek dedim, dedi lak lak.
Küçük dedim, dedi ufak.
Tut tut dedim, dedi bırak.
Koş koş dedim, dedi düş düş
Rüya dedim, dedi düş düş
Yanak dedim, dedi öpüş
Eşek dedim, dedi çüş çüş!
Göz göz dedim, dedi bak bak
Yüz yüz dedim, dedi yanak.
Eller dedim, dedi şak şak
Ayak dedim, dedi bacak
Işın dedim, dedi anne
Güneş dedim, dedi o ne?
Yıldır dedim, dedi sene
Babaanne? Dedi nene.
Süt süt dedim, dedi meme.
Mama dedim, dedi yeme.
Sıçan dedim, dedi keme
Baş baş dedim, dedi deme
Tokat dedim, dedi at at
Beygir dedim, dedi at at
Cennet dedim, dedi sırat
Uyu dedim, dedi yat yat
Baba dedim, dedi Emin
Valla dedim, dedi yemin
Billa dedim, dedi demin
Mal-mülk dedim, dedi kimin?
Uç uç dedim, dedi kuş kuş
Sus sus dedim, dedi konuş
Yamaç dedim, dedi yokuş
Güreş dedim, dedi tuş tuş.
Yaş yaş dedim, dedi beş beş.
Oku dedim, dedi kreş
Karı dedim, dedi eş eş.
Karın dedim, dedi deş deş.
Alma dedim, dedi beleş.
Kel kel dedim, dedi keleş
Ölü dedim, dedi leş leş.
Mezar dedim, dedi eş eş.
Bıçak dedim, dedi çakı
Kara dedim, dedi akı
Kına dedim, dedi yakı
Altın dedim, dedi takı.
Büyük dedim, dedi koca.
Hacı dedim, dedi hoca.
Duman dedim, dedi baca
Koş koş dedim, dedi anca.
Ninni dedim, dedi uyu
Derin dedim, dedi kuyu
Ne var dedim, dedi suyu.
Canı dedim, dedi huyu
Ayak dedim, dedi yürü.
Bak kar dedim, dedi kürü
Koyun dedim, dedi sürü
Köpek dedim, dedi ürü.
Allah dedim, dedi Tanrı
Hayal dedim, dedi sanrı
Boynun dedim, dedi eğri
Gurbet dedim, dedi ayrı
Kimsin dedim, dedi Beyim.
Dedim sen benim neyim?
Us dedim, dedi hey heyim
Sen de benim her şeyim.
Büyü dedim, dedi oldu.
Yaş yaş dedim, dedi doldu.
Gül gül dedim, dedi soldu.
Sırat dedim, dedi yoldu.
Boyun babam, siman anam.
Ak süt dedim, dedi kanam.
Ateş dedim, dedi yanam
Ünsal dedim, dedi nam nam!
Şebnem dedim, dedi yaştı.
Adın Bey, Hakan ve Baştı.
Şu and üzerime olsun.
Dedim. Dedi, aklım şaştı.
Tuğrul dedim, işte halim!
İşte hal-i pür melâlim.
Omuzundadır vebalim.
Yaşın uzun olsun Ali’m.
Emin CEBE
2 Mart 2010, Pazartesi, Balgat/Ankara
Emin CebeKayıt Tarihi : 2.3.2010 10:26:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiirin konusu aklıma 22 Şubat 2004 yılında düşümüş ve ilk mısrasını da o zaman kayıt etmiştim. Oyuncak olarak aldığım inşaat malzemesi legoları içinde ÇEKİÇ vardı. Bun ne dediğimde, aletin adını bilmediği için yaptığı işe uygun bir kelime türetmişti. Çakçak, dedi ve bende bu kelimeyi ilk mısrada kullandım. Altı yıl içinde zaman zaman Türkçe kelimleri örük gibi ördüm. Geçtiğimiz Şubat ayı içinde hayal dünyam genişledi ve Cemreler düşerken iki adet şiir yazdım. Oğlum akıllıdır, zekidir, şimdi Bilgisayar Mühendisi ve çalışıyor. Bu şiirimi Oğlum Ali Tuğrul CEBE'ye ithaf ediyorum.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!