Sen hiç sokak sokak aradın mı bir sesi
İçinde bir yangın kor alev
İçinde bir ateş edepsiz
Ağladın mı sebepsiz
Kaderine lanet ederek
Bilmediğin şehirlerin peşinden koşup
Kapkara gözlerin gibi bir gecede
Gözbebeklerinde beni arıyorum
Uzatıyorum ellerimi karanlığa
Yıldızlar çok uzak, tutamıyorum
Ben, beni kaybettim, arıyorum
oturup seni yazmalıyım
nefes nefes
kumrular kıskanmalı gözlerimizi
kumrular ellerimizi
kumrular sevişmelerimizi
oturup seni yazmalıyım şimdi
Bir yerden başlamak lazım. Bu, ister konuşma olsun, ister iş, ister yazmak.
Benim de en büyük sorunum söze nasıl ve nereden başlayacağım ve Niyazi’yi kırmadan onunla nasıl anlaşabileceğim.
Niyazi yalandan uzak, temiz kalpli, saf ve çocuk ruhlu biri. Yeri geldiğinde de cin gibi akıllı.
Bu gün evdeyiz. Tatil. İş yok. Biraz kafamızı dinleriz diye düşünüyordum.
—Çok sıkıldım, Dedi Niyazi. Televizyonun karşısında oturduğu koltukta gerinerek.
Yüreğimde bir telaş
Aşka hüsran düşecek
Biliyorum başkası
Bana hırsız diyecek
Ne adında, sandayım
Yemek listesi mutfak önlüğümü
Öğrendiğim gün zeytinyağlı yaprak sarmasını
Miras niyetine
Bırakacağım çocuklarıma
Bir de yemek kokulu şiirlerimi
Nereden başlasak derken
Bir de baktık ki
Yolun sonuna gelmişiz bile
Mümkün değil
Yıllar
Ne açan çiçekte kaldı sevgi
Ne boğdu gecenin karanlığı bizi
Unuttuk
Unutulandan öte
Sevdik
Sevilenden ziyade
Sen de mi küçüğüm
Sen de mi düştün gurbet yollarına
Bu acı öldürür adamı
Bu acı yakar
Yıkar




-
Mehmet Asa
-
Gülay Oğuztürk
-
Yüksel Önaçan
Tüm YorumlarBütün dostlar güzel hatıralar hatırlatsın seni bize bizi sana ölürsek bir fatiha ölmez isek ebedi hatıra
Nurten Hanım, Ben Gaziantep'liyim adınız ve siz bana yabancı gelmediniz acaba Gaziantepli misiniz.? Saygı ve Selamlar Gülay OĞUZTÜRK
'Şapka çıkarılır,' diyeceğim ama, kullanmıyorum. Onun için, 'Ben neden böyle yazamıyorum! ' diye, çok az saçımdan bir tel çekip, koparıyorum.
Fazla söze gerek var mı?