Karanlık dehlizden çıktım yollara,
Gönül rehber oldu düştüm hallere.
Sormayın halimi fani kullara,
Zulmeti dağıtan o ışık sensin.
Varlık deryasına daldım da geldim,
Nefsin kalesini deldim de geldim.
Benliğimden geçtim, öldüm de geldim,
Ruhu aydınlatan o ışık sensin.
Güneş sönük kalır senin yanında,
Can kuşum çırpınır aşkın kınında.
Arayan bulurmuş damla kanında,
Kalbe huzur katan o ışık sensin.
Aynaya bakınca gördüğüm gizsin,
Yerdeki gölge değil, gökteki izsin.
Sessizce çağlayan en derin sessin,
Gözde fer olup tüten o ışık sensin.
Pervane misali yandım ateşten,
Haberim yok artık aydan, güneşten.
Kurtar bu Turhal’ı hısım ve eşten,
Vuslatı yaşatan o ışık sensin.
Mecnun’un çölünde seraba baktım,
Gözyaşım sel oldu, içime aktım.
Masiva ne varsa ateşe yaktım,
Yanan külde biten o ışık sensin.
Elestü bezminde verdiğim ikrar,
Senden gayrısına eylemem ısrar.
Gezdim bu cihanı, kıldım sende karar,
Aklı baştan atan o ışık sensin.
Mana ikliminde açtı çiçekler,
Seni zikreder hep uçan böcekler.
Yalan oldu her şey, kaldı gerçekler,
Can içinde yatan o ışık sensin.
Ne şöhret isterim ne dünya malı,
Sende buldum ancak doğru kemali.
Aşkın şerbetidir gönlün meali,
Dertlere derman olan o ışık sensin.
Aşık TURHAL der ki; yolum sana var,
Senden başka kimim, kimsesizim var?
Aç artık perdeyi, ey güzel dildar,
Varlığı var eden o ışık sensin.
Kayıt Tarihi : 16.2.2026 22:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!