hep yek karanlığın altında yürür gölgeler,
taş duvarlarda yankılanır unutulmuş geceler.
ay, paslı bir hançer gibi asılıdır ufukta,
rüzgâr eski isimleri fısıldar soğuklukta.
insan kalabalıktır, ama yalnızdır derinde,
biz derdimizi büyüttük ay ışığı
bir çocuk gibi değil
taç yaptık acıyı başımıza
kanayan yerlerimizi saklamadık
gece beni doğurdu
Bugün,
adını koymadığım bir kırgınlık var içimde
ne sana ait,
ne bana…
arada kalmış bir gölge gibi.
karanlıkta
bir vanilya kokusu vardı
eriyen beyaz mumun
yumuşak hatırası
doğum günüydü
rüyalarında balinaların karınlarında erkekler değil,
yıldızlar vardı.
kozmik aryalarda aşk kelimesinin izini sürdü,
kar melekleriyle ebegümeci çayı içti.
gün ışığı meşe ağacında titrer,
küçük kız yalınayak oturuyor,
merdivenlerin yumuşak eski ahşabına hafifçe yeşerir.
mavi bir cam kaseden süt içiyor,
çimenlerin üzerinde dans eden gölgeleri izliyor,
duydum sabahını,
ama kulağımda yer etmedi.
günaydının bana değil,
kendi yalnızlığına fısıldandı.
ilgi diyorsun,
yılan elini ısırdı
bir ah demedi
ve
rosemary uyandı
kan yerine.
gökyüzünün alçaldığı
bulutların karardığı
yağmurun kokusunu almak için bütün pencereleri açardı.
bırak hava tenini serinletsin
suyun ince yeşil kokusu hayaletleri canlandırsın...




-
Hikmet Yurdaer
-
Hasan Büyükkara
Tüm Yorumlarİçinizden gelen duygularınızı özgürce dizelere yansıtmışsınız. Sizi kutluyorum. 10 ANT. Saygı ve sevgi ile kalın.
Hikmet YURDAER
Ne anlattığını tam anladım dersem yalan olur..Anlatılan şeylerden hiç bir şey anlamadım dersem de yalan olur..kinayeleri ile ironileri ile şiirin arkasında zeki ve hayat dolu bir çehrenin durduğunu görebildiğimi söylemek isterim
..
şeklindeki daha evvelki görüşümü tekrar ediyorum çaresiz..