Nene Hatun Kırkgöz Türkün kadını
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Atam'dan almış Kırkgöz soyadını
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Çeperli köyünde dünyaya geldi
On altı yaşında iken evlendi
Erzurum'a gelin olarak geldi
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Bin dokuz yüz doksan üç Rus harbinde
Babası kardeşi de şehit oldu
kayın biraderin haberi geldi
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Ağabeyi Hasan yaralı geldi
Kucağında o gece can verdi
Aziziye Tabyası Rus işgal etti
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Yirmi yaşlarında genç bir gelindi
Rus Aziziye'yi ele geçirdi
Erzurum halkına haber verildi
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Moskof Aziziye'ye girdi dendi
kardeşinin alnını öpüp kalktı
Kanın yerde kalmaz diye and içti
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Nene Hatun bebeğini emzirdi
Seni bana Cenabbı Allah verdi
Seni ona emânet ettim dedi
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Kızıyla vedâlaştı ağlayarak
Ya Allah bismillah Allah diyerek
Ağabeyin tüfeğini alarak
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Nene hatun sokağa yürümüştü
Erzurumlu da o gün toplamıştı
Aziziye Tabya ateş içinde
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Erzurum şaha kalkmış haykırıyor
Sel gibi Aziziye'ye akıyor
Nene Hatun vurun aslanlar diyor
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Rus askerleri de ateşi açtı
Dadaşların arasına karıştı
Satır ile düşmanı vuruyordu
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
En ön saftakiler şehit düştüler
Dadaşlar da Allah diye çuştular
Düşmanlarla yiğitçe savaştılar
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Aziziye tabyası yanıyordu
Düşmanın elinden silahı vardı
Nene Hatun dan iman gücü vardı
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Demir kapı kırdı içeri girdi
Göğüs göğüse de savaş başladı
baltalı tırpanlı sopalı taşlı
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Rus anasından doğduğuna pişman
Nene hatun derki vermeyin aman
Öldürün bunları var iken zaman
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Binlerce Rus askeri öldürüldü
Bin bir şehit bizlerden de verildi
Ruslar ağır kayıplarla yenildi
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Aziziye tabyası bayrak çekildi
Erzurum halkına haber verildi
Ne mutlu ki zafer Türk'ün denildi
Tarihe yazmıştır Türk'ün adını
Kayıt Tarihi : 31.5.2025 18:45:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Nene Hatun (Kırkgöz) kimdir Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında çalışarak adını tarihe yazdıran Türk kadınıdır. Aziziye savunmasına 20 yaşlarında genç bir gelinken, küçük yaştaki oğlunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak katılmıştır. Nene Hatun 1857 yılında Erzurum'da doğdu. 1877 yılında 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan gece, Osmanlı vatandaşı olan Ermeni çeteleri Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini uykuda yakalayıp kılıçtan geçirdiler. Bu sırada arkadan gelen Rus askerleri ise hiçbir zorlukla karşılaşmadan tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulan bir er haberi Erzurumlulara ulaştırdı. Sabah ezanından hemen sonra "Moskova askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi" şeklinde minârelerden Erzurum halkına haber verildi. Bu haberin olmayanlar ise balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya'ya doğru koşmaya başladılar. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan Nene Hatun da vardı. Ağabeyi Hasan bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti . Nene Hatun üç aylık bebeğini emzirdikten sonra, "Seni bana Allah verdi. Ben de Ona emânet ediyorum." diyerek vedâlaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin tüfeğini alarak sokağa fırlamıştı. Erzurumlular, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası'na doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda öldüler. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Göğüs göğüse bir savaş başladı. Mükemmel silâhlarla donanmış Rus ordusu, baltalı-tırpanlı, taşlı-sopalı halk karşısında yarım saat tutunabildi. 2300'e yakın Rus askeri öldürülüp, Tabya geri alınmıştır. Osmanlı tarafı ise 1000 kadar şehit vermiştir. Nene Hatun o günleri özetle şöyle anlatmıştır: Ağabeyim Hasan cepheden ağır yaralı olarak bir gece önce eve gelmişti. Bir yandan ona bir yandan da 3 aylık çocuğumu emziriyordum. Kardeşim o gece kollarımın arasında öldü. Sabaha karşı minarelerden 'Moskof Aziziye'ye girdi' diye haykırışlar başlayınca, kardeşimin alnını öpüp, 'Seni öldüreni öldüreceğim' diye and içtim. Yavrumu Allah'a emanet ettikten sonra, ağabeyimin tüfeğini ve satırımı alıp dışarı fırladım. Sel gibi Aziziye'ye akıyorduk. Tabyanın mazgallarından düşman ölüm yağdırıyordu. Düşmanda iyi silah vardı, bizde de iman. İleri atıldım. Dadaşlar arasına karıştım. Satırım durmadan kalkıp iniyordu. Başka bir hikâyesinde cepheye babası kardeşi ve kayınbiraderi gider. Onlar gittikten hemen sonra Türkleri kılıçtan geçirmişler haberini alır ve küçük oğlunu bırakarak evden cepheye doğru yol alır. Cephede ilk önce babasının sonra kayınbiraderinin ve kardeşinin cesedini gördükten sonra eve geri döner ve bıraktığı 3 aylık oğlunun karnının ermeni askerleri tarafından deşilmiş olduğunu görür. Eline bir keskin bir budama makası alıp evden dışarı çıkar ve 17 ermeni askerini öldürür. Tabya'nın geri alınmasının ardından, aralarında Nene Hâtun'un da bulunduğu yaralıların tedâvisine başlandı. Fakat bu sırada Nene Hâtun yaralı olmasına rağmen diğer yaralıların tedavisini yapmak için çalışmıştır. Nene Hâtun bu özverisiyle tanınıp, saygı ile sevilmiştir.Nene Hatun'un vatan için gece başlayan mücâdelesi, tüm düşman Erzurum'dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış toprağında cephâne taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, Yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın zaferinde Nene Hâtun'un ve onun vatan aşkını paylaşan bütün insanların da payı vardı. Ölümünden bir yıl önce kendisini ziyaret eden NATO'da görevli Amerikalı subayın bir sorusuna: "Ben o zaman gereken şeyi yapmıştım. Bugün de gerekirse aynı şeyi yaparım" cevabını vermişti. 1955 yılında yılın annesi seçilmiştir. 98 sene yaşadığı Erzurum'da 22 Mayıs 1955'de zatürre hastalığından dolayı 98 yaşında vefat etmiştir.



