Oğlum,
Doldurmuyor yerini hiçbir şey.
Gidişin, o son gidişin..
Yaktı, yok etti beni.
Diri diri göndün mezara.
Nefesimi kestin giderken,
Biliyor musun baba, burada yağmur yağıyor. Sokaklar sel olmuş akıyor; caddeden karşıya geçmek bile zor. Şemsiyemi de almayı unutmuşum. Çok ıslandım. Ama yağmurun ıslaklığıyla üşümedim… Gözümden akan yaşların soğuğu kadar ...
Sonbahar, bir mevsim… Yılın üç ayı.
Ama benim yüreğim hep sonbahar; hep hüzün yılın her zamanı.
Kurumuş yapraklar, yağmur suyuyla akıp gidiyor yollarda…
Senin yokluğunda geçip giden zaman gibi.
Bahçe duvarından sızan sisli karanlıkta,
Gölgeler oyun oynuyor yıkık duvarlarda.
Tenime dokunuyor soğuk, gri dumanlar,
Titriyor içim baykuş gözlerinin bakışında.
Mezarlık gibi sessiz ve ürpertici nefesin,
Ecelin soğukluğu var sensiz gecelerde
Ecel gelmeden gelsen sevgili
Ecel nefesimi kesmeden
Nefes gibi gelsen sevgili
Bir adam tanıdım,
Suskunluğu kalabalıktı
Konuşsa da hep yarım bırakırdı cümleleri
Sanki tamamlasaydı
İçinden bir şehir yıkılacaktı
Mor buğulu, efkâr kokan geceler
Kırmızının sarhoşluğu mey kadehinde
Titreyen parmak tetikte,
Bir hamlelik, namludaki nefes
Yakar bağrımı, kurşini sevdalar
Düşünüyorum uzun gecelerde,
Sessizlikte yankılanan bir iç çekişle,
Neyi eksik yaptım da, ben eksik kaldım?
Hüzünlerin sızısıyla, dönüyorum aynalara,
Yüzüm değil, yorgunluğum var orda.
Gözlerimde değil,
Eylül sabahı gibiyim,
Biraz hüzünlü, biraz buruk.
Yorgun sevdam yaprak gibi dökülüyor
Sonbahar yağmurunda ıslanan gözlerim üşüyor
Adını anarken titreyen dudaklarımdan,
Bir gün daha çöktü omuzlarıma,
Sessizlik topladı içimdeki dağınıklığı
Rüzgâr, içimde esti sanki titreyerek
Gökyüzü bile erkenden yoruldu bugün.
Yüreğim ağır adımlarla akşama vardı
Ah Sevgilim;
Bir bilsen, kirpiklerine gizlediğim hayallerimi,
Gözlerinde saklanan gecenin büyüsünü,
Bir bilsen...
Bir bakışın yeter, kalbimi titretmeye,
Bazen, bakışın hançer gibi deler yüreğimi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!