Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • iftira05.03.2007 - 17:32

    Doğruluğundan kesinlikle emin olunmayan bir konuda söz söylemek,
    ve bu sözün halk arasında GERÇEKMİŞ GİBİ,yayılarak gerçeklik kazanması.

    Hz AYŞE VALİDEMİZ'e yapılan çirkin isnad da bir iftiraydı ve bu uğurda AYET indirilmiştir.

    Hucurat suresinde/zan/tecessüs/gıybet,bizlere yasaklanmıştır.

    KURAN'I-KERİM'i baz alarak onun bir sosyoloji,din,hukuk,tıp literatürü olduğunu kabulenerek,
    YASAKLARDAN uzak kalmalıyız.

    esenlikler.
    --

  • iftira05.03.2007 - 17:27

    Hz Ayşe validemize yapılan o asılsız davranışı anımsamaktayım.

    Iftiranın en ağırı namus üzerine atılan iftiradır. Bunu, Hz. Âîşe ile ilgili olarak 'Ifk'* olayında görmekteyiz Olay özet olarak şöyle cereyan etmiştir: Hz. Peygamber ashab-ı kirâmla sefere çıkarken, kura ile belirlenen bir eşini de beraberinde götürürdü. Bu usulle, Mustalıkoğulları Gazâsına da Hz. Âîşe katılmıştı. Konaklama yerinde, devenin üzerindeki gölgelikten (mahfel) tuvalet ihtiyacı için çıkan Âîşe (r.anhâ) , dönüşünde gerdanlığını düşürdüğünü farketmiş, aramak için yeniden çıkmıştır. Bu sırada ordu yola çıkmış, Hz. Âîşe, devenin üzerindeki gölgeliğin içinde zannedilmiştir. Dönüşte unutulduğunu anlayan Hz. Âîşe, orada beklemiş, ordunun arka gözcüsü Safvân b. Muattal O'nu devesine bindirerek yolda orduya yetiştirmişti.

    Münâfıkların reisi Abdullah b. Ubey ve arkadaşları bunu fırsat bilerek Hz. Âîşe'ye zina iftirasında (ifk) bulundular. Bir aydan fazla bir süreyle bu dedikodu Medîne'de dolaştı. Hz. Peygamber ve Âîşe validemizin yakınları bu olaya çok üzüldü.

    Daha sonra Hz. Âîşe Nûr sûresindeki şu ayetlerle temize çıkardı:

    'O uydurma haberi getirip iftira (ifk) atanlar, içinizden bir topluluktur. Onu kendiniz için bir ser sanmayın, bilakis o, sizin için hayırdır. Iftirada bulunanlardan her birinin kazandığı günaha göre cezası vardır. Onlardan günahın en büyüğünü yüklenene de büyük bir azap vardır.'

    'Iftirayı işittiğiniz zaman, mümin erkeklerin ve mümin kadınların, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup da: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi? '

    'Bir de dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki, bu şahitleri getiremediler, o halde onlar, Allah nezdinde, yalancıların da kendileridir'

    'Eğer Allah'ın lütuf ve merhameti, dünyada ve ahirette üzerinizde olmasaydı, yaydığınız fitne yüzünden, size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.'

    'Siz o iftirayı dilinize dolamıştınız. Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığınız şeyi ağzınızla söylüyor ve onu önemsiz birşey sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah nezdinde büyük bir günahtır '

    'O asılsız sözü duyduğunuz zaman: 'Bunu konuşmak bize yakışmaz. Haşa! Bu büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi? ' (en-Nûr, 24/1116) .

    Hz. Peygamber inen bu ayetleri tebliğ ettikten sonra; 'Ya Âîşe, Allah'a hamd et. Allah seni, iftiracıların isnadından kesin olarak berî kıldı' buyurdu. Bunun üzerine Âîşe (r.anhâ) nin annesi: 'Kızım, kalk da Resulullah (s.a.s) 'a teşekkür et' deyince, Hz. Âîşe; 'Hayır kalkmam ve yalnız Allah'a hamdederim' diye cevap verdi (bk. Buhârî, Tefsîru Sûre, 24/6, Meğâzi, 12, 32, 34, Şehâdet, 2, 15, Eymân, 13, 18, I'tisâm, 28, Tevhîd, 35, 52; Müslim, Tevbe, 56; Ebû Dâvud, Salât, 122; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 194, 195, 197; Kamil Miras, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, Ankara 1984, VIII, 73-97) .

    Iftira eden kimse, bununla amacına ulaşamaz ve sonunda dünyevî ve uhrevî bakımdan kendisi zararlı çıkar. Nebî (s.a.s) 'Iftira eden kimse zarara uğramıştır' (Ahmed b. Hanbel, I, 91) buyurur.

    Iffetli bir kadına zina isnadında bulunup da bunu dört erkek şahitle ispat edemeyen bir kimse kazıf cezasına çarptırılır. Bunlara ceza olarak seksen değnek vurulur ve bundan sonra şahitliklerine güvenilmez (bk. en-Nûr, 24/4; 'kazf' mad.) . Zina isnadında bulunan kimse kadının kocası olur ve dört şahitle bunu ispat edemezse 'mulâane' yoluna başvurulur (bk.en-Nûr, 24/6-9; 'Liân' mad.) .

    SEVGİYLE KALINIZ.
    ----
    NİLGÜN ÇAKICI

  • mehmet ali birand19.01.2007 - 11:43

    Gazetecilik kulvarında işini ciddiye alan ve kendisine saygısı olan çalışmalarına bilimsellikle birlikte görselliği de katmayı başarabilen çok usta bir insan.
    Onun programlarındaki kalite ve niteliği hiçbir yapımda bulamadığımı söyleyebilirim.

  • devam18.11.2006 - 12:13

    Mevcut yapı taşlarının inşaa ettiği bazı kalıp ve mimariler ile donatılmış yaşam biçimlerindeki,alışılagelmişlik.
    Burada doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmaksızın,sadece olağan sürecin yüzyıllarca,orjinalliğini koruyarak gelecek nesillere aktarmak olarak da niteleyebiliriz.
    Kurallar kimin tarafından koyulmuştur?
    Devamın devamsızlığı sonucunda oluşabilecek sonuçlar nelerdir?
    Bunları bozmak gerekli midir değil midir?
    Bunlar da ayrı yönleri tabi statükodaki devam kavramlarının.
    saygılar.
    --

  • beyin25.09.2006 - 16:36

    BEYİN NEDİR?

    İnsan bedeninin tüm organları için
    1-hareket yetkisi
    2-karar verme istikrarlılığı
    3-sistemin yapısal ve işlevsel tüm bloklarında,bilgi transferi
    4-Gönderilen drektiflerin yine yerine ulaşıp ulaşmadığı konularda gerekl koordinasyonu sağlayan şifre düzenekleri
    5-Hissetme,acı duyma,özleme.öfke gibi iradesel konumlarda,
    devreye girerek bedeni yönetiminde tutmak.
    6-Alınan gıdaların %20 sini tüketerek,işlevsel faaliyetlerini son sistem bir kompütürde bile gerçekleştirilmesi imkansız bir süratle dokularda yönetim ağını kurmak.
    Kısaca mükemmel ötesi bir makamdır beyin.

    Nilgün çakıcı/bursa.

  • insan25.09.2006 - 16:23

    İNSAN=
    Bence insan,yüce yaratıcının toprak harcı ile yarattığı en şahaser eserdir.En görkemli,en karmaşık,en ulaşılmaz,en benzersiz,en üstün mimari donanımlarla kuşatılmış bir mükemmellik.
    ALLAH-U AZİMÜŞŞAN CC, Kendi ilmi ve ulaşılmazlığından zerreler taşıdığı için de insanoğluna,ana olmak,baba olmak,evlat olmak yani kısaca insan olmanın meşakkatlerini ve de sorumluluklarını yükleyerek onları derin bir imtahana tabii tutmuştur.
    Bence insan ruh+fizik+beyin+hissiyat sahibi yapılarak yaratılmış tek varlıktır.
    Şiiir yazan bir insan olarak yaklaştım soruya.
    SEVGİYLE KALIN.
    ----

  • nihat hatipoğlu25.09.2006 - 16:15

    Televizyon kanallarında izlediğim profili ile,son derece saygın,ilkelerinden ödün vermediği kesinlikle belirli,çizgisi ile yüz hatları ile,kurduğu samimi cümleler ve aydınlatıcı bilgilerini islam alemi içtenlik dolu paylaşımı ile ilk kez bu kadar inandırıcı,ikna edici ve de kendisini dinletici usluba sahip bir zattır görmekteyim karşımda.
    Hatta dün yani 24 09 2006 pz.sahurunda kendisini izlerken,sanki ekrandan içeriye girmiş olduğunu hissettim,başardığı göz kontağı ile ilmi arasında çok sıkı bağları mevcut.
    Güzel yurdumun özellikle yeni jenerasyon diye nitelendirdiğimiz en son nesli için şahane bir rehberdir diye düşünmektedir.
    Hatta bu sabah onun PEYGAMBERİMİZ(S.A.S) neslinden gelen bir insan olabileceği düşüncesine bi,le sahip oldum.
    saygılar.