Ben, yılların omzuma bıraktığı tozu silkelerken hâlâ öğrenen bir adamım.
Genç yüzlerde hayatı, hücrelerde umudu,
bilimde insanın narinliğini gören biri.
Bir babayım.
Adını her söylediğimde içimde bir ışık yanan küçük bir yüreğin—oglumun—
büyümesine hayret eden,
onun için güçlü görünen, bazen içten içe kırılan bir baba.
Bir eştim.
Aşkın değişen mevsimlerinden geçtim;
kırgınlık, sabır, alışkanlık, vedaların sessiz ağırlığı…
Bazen bir sözün söylenmemiş hâliyle yoran,
bazen bir bakışın içimde yankılandığı ...
Bahçemde bir ağaç var
Aynı bana benziyor
Kışın ortasında
İki Güneşli gün gördü mü
Hemen çiçek açıyor
Kara kış don derken
Kendi içimde mahkememi kuruyorum bu akşam
Beynim hâkim, kalbim suçlu
Şahitler biraz tütün, biraz alkol
Soruyorum kalbime: “Neden hâlâ seviyorsun?”
“Bilmiyorum,” diyor masum bir çocuk gibi,
“Alışkanlık belki…
Yirmi yaşım çat kapı girdi içeri
Elinde bir kağıt baktım hayalleri yazıyor
Otuz yaşım her zamanki gibi
Uzanmış kanepeye yatıyor,
Şimdi ki ben oturdum mutfak taburesine
Evdeki bütün eşyalar bizi izliyorlardı
Sanki ürkek bir çocuk gibi
Kutulanacaklari zamanı bekliyorlardi
Uyandım
Yatak boş.
Oda boş.
Elliyorum yattığın yeri;
Hala sıcak külleri
Yastığında uyuyorum,
Biz seninle ölmedik ki
Ne olmuş ayrildiysak
Merak etme
O zaman ki sen
Ve o zaman ki ben
Hala yasiyoruz
Gözlerimi açtım,
Deniz yine tavanıma ayna tutuyor,
“Illa kalk, hadi buluşalım,” diyor.
Çıkıyorum dışarı, hava mis,
Yaseminler sabahı beyaza boyamış,
Ayrılıktan sonra,
İlk eller unutulur.
Kimse düşünmez elleri,
Hüzünlü şarkılar bile hep gözlerden bahseder.
Hâlbuki bizim aşkımız,
Ellerle alevlenmedi mi?
Fırtınalar ne zaman olur?
Bazen kara kışta
Bazen de güneşli bir günde
Aslında güzel başlamış sındır o güne
Planlar yapmissindir.
Bir telefona gelen mesaj ile
Seni seviyorum diyemedim…
Ama keşke göz pınarlarında doğup
Yanağında iz bırakan bir gözyaşın olsaydım,
Kimse bilmeden sana en yakın ben olsaydım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!