Ne Oldu Bize Böyle

İsmail Hakkı Soygeniş
7

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ne Oldu Bize Böyle

“NE OLDU BİZE” ŞİİR VE ŞERHİ
(Yapay Zeka Desteği ile)

GİRİŞ
“Bir Milletin Kalbine Tutulan Ayna”
Bu kitap, yalnızca bir şiirin şerhi değildir;
bir milletin kalbine tutulan aynadır.
Bu aynada hem kendi yüzümüzü hem de kaybettiğimiz değerleri,
hem çöküşün sebeplerini hem de dirilişin işaretlerini görürüz.

“Ne Oldu Bize Böyle” şiiri, bir şairin feryadı değil sadece;
bir çağın muhasebesi,
bir toplumun vicdan kaydı,
bir medeniyetin iç sesidir.

Bu şiir, bizi üç büyük hakikatle yüzleştirir:
1. Nereden Koptuk?
Haya, edep, iman, merhamet, irfan, secde…
Bir milletin ruhunu ayakta tutan bütün direklerin nasıl birer birer kırıldığını gösterir.
Sokaklardan evlere, gönüllerden devletlere kadar yayılan çöküşün izlerini sürer.
2. Nasıl Savrulduk?
Nefsin şişmesi, şeytanın süslediği tuzaklar,
kimlik kaybı, devşirme zihin, tek gözlü fitne,
cahilin fetvası, zalimin sultanlığı…
Bu şiir, modern çağın karanlık labirentlerini bir bir işaret eder.
3. Nasıl Diriliriz?
Karanlığın en koyu anında bile Allah’ın rahmetinin nasıl tecelli ettiğini gösterir.
Ecdadın gönül bahçesinden boy veren fidanları,
erenlerin nefesiyle yanan kandilleri,
Ahi Evran’ın edep irfan çeşmesinden akan billur pınarları,
Alperen ruhunun yeniden doğuşunu müjdeler.

Bu kitap, şiirin her kıtasını tasavvufî, sosyolojik, tarihî ve Kur’anî bir çerçevede ele alarak, bir milletin çöküş atlasını ve diriliş reçetesini ortaya koyuyor.
Her kıta bir istasyon,
her istasyon bir ibret levhası,
her ibret levhası bir uyanış çağrısıdır.

Bu çalışma, sadece bugünün insanına değil,
gelecek nesillere de bırakılmış bir hikmet mirasıdır.
Çünkü şiirin her mısrasında,
Yetim Hakkı’nın kalbinden süzülen bir uyarı,
- bir yakarı,
- bir dua vardır.
-ve bu kitap, o duanın yankısıdır.

NE OLDU BİZE BÖYLE
1.Ne oldu bize böyle bilmem,
Haya silinmiş gayri yüzlerden,
Kızarmaz, utanmaz çehrelerden,
Geçilmez olmuş sokaklar gördüm,
Adem Babamın o pak neslinden,
İblise Hayran Nice Şaşkın Kullar Gördüm.

2.Nasıl oldu böyle bilmem,
İman kovulmuş gayri sinelerden,
Peş peşe devrilen şişelerden
viran olmuş yuvalar gördüm,
Şeytanın sunduğu meyden, zehirden,
Derman Arayan Nice Gafil Kullar Gördüm.

3.Neden oldu böyle bilmem,
Edep çekilmiş gayri hanelerden,
Anamın, bacımın baş örtüsünden,
Nemruda dönmüş beyler gördüm.
Kavm-i Lut’un kaldığı yerden,
Helaka Koşan Nice Pusulasız Gençler Gördüm.

4.Ne oldu sebep bilmem,
Aşk silinmiş gayri gönüllerden,
Şehvetle şişen nefislerden,
Dolup taşan cehennemler gördüm,
Yetim Öksüz garip demeden,
Milletini SOYAN Nice Namlı Sultanlar gördüm.

5.Kim oldu sebep bilmem,
Merhamet bitmiş gayri Analardan
Mazlumun gözyaşından, ahından,
Kudurmuş gelen tufanlar gördüm.
Deccal’in Yezid olduğu Ahir Zamandan,
Şirk Satan, Nefse Tapan nice İmamlar Gördüm.

6.Ne oldu bize böyle bilmem,
Koptuk özümüzden, kökümüzden
Unutulmuş gitmiş şanlı mazimizden,
Okunmaz nice ibretler gördüm,
İlim bilmez, dinin bilmez alimlerden,
Fetva Alan Yol Soran Nice Cüppeli Cahiller Gördüm.

7.Kader böyle midir bilmem,
Ders almayız başa gelenlerden,
Siyon’dan gelen şerden, zulümden,
Kudurmuş taşan deryalar gördüm,
Deccal’in tepedeki (1) tek gözünden,
İlham Alıp Batan Nice Sönmüş Hilaller Gördüm.

8.Takdir böyle midir bilmem,
Utanır olduk kendi dinimizden,
Papazın, şamanın nursuz elinden,
Zinnur kuşanan Devşirmeler gördüm,
Batılın bitmez tükenmez fitnesinden,
Bizar olmuş nice sahipsiz müminler gördüm.

9.Ne olur sonumuz bilmem,
Umudum yok Mankurtlaşmış nesilden,
Secdenin irtica sayıldığı ülkemden,
Şeytanla yarışan BAYLAR gördüm.
Yetim Hakkı’nın sırlı sözlerinden,
Dertlenip Ağlayan Nice Biçare Analar Gördüm.

10.Rüya mı hayal mi gördüklerim bilmem,
Devran dönmüş, gün doğmuştu yeniden,
Kurtulmuşuz miskinlikten, fitneden,
Ecdadımın tertemiz gönül bahçesinden,
Boy veren taze FİDANLAR gördüm,
Erenlerin nefesinden, alimlerin ilminden,
Tutuşmuş yanan nurdan KANDİLLER gördüm,
Alperen, Ahi Evran EDEP-İRFAN “DİLİN’den,
Deryaya Koşan Nice Billur Pınarlar Gördüm,…

İsmail Hakkı Soygeniş,
31 ARALIK 2004, İzmir

Not: (1) : Bakınız bir doların arka yüzüne. 
AÇIKLAMALI YORUM:
🌿 I. KITA
“Ne oldu bize böyle bilmem,
Haya silinmiş gayri yüzlerden,
Kızarmaz, utanmaz çehrelerden,
Geçilmez olmuş sokaklar gördüm,
Adem Babamın o pak neslinden,
İblise Hayran Nice Şaşkın Kullar Gördüm”

1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Hayanın kaybolduğu yerde insan, insan olmaktan çıkar; sokaklar bile ibret taşır.”
Bu kıta, toplumun en temel ahlâk direği olan hayanın çöküşünü anlatıyor.
Haya gidince, insanın yüzü kararır; yüz kararınca toplum kararır.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Nefis – Kalp – Fıtrat)
Tasavvufta haya, imanın öz suyudur.
“Nefsi – Emmâre” hâkim olduğunda ilk sönen ışık utanma duygusudur.
Bu kıta bize şunu söylüyor:
• Haya giderse, nefis şişer.
• Nefis şişerse, şeytanın fısıltısı “normal” görünmeye başlar.
• İnsan, Adem’in pak neslinden olduğunu unutur;
şeytanın ahlakını benimser.
Sokakların “geçilmez” oluşu, tasavvufta kalbin sokaklarının kirlenmesi anlamına da gelir. Dışarıdaki kirlilik, içerideki kirliliğin yansımasıdır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla birebir örtüşür:
• Haya imandandır:
“Allah hayasızlığı sevmez.” (A’râf 7/28)
• Şeytanın dost edinilmesi:
“Şeytanı dost edinen, apaçık bir hüsrana düşmüştür.” (Nisâ 4/119)
• Adem’in neslinin imtihanı:
“Ben sizin için apaçık bir düşmanım.” (Bakara 2/168)
• Yüzlerin kararması:
“O gün bazı yüzler kararır…” (Âl-i İmrân 3/106)
Bu kıta, Kur’an’ın “ahlâkî çöküş → şeytanî özentiler → toplumsal bozulma” zincirini şiir diliyle anlatıyor.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, günümüz toplumunun en görünür yarasına parmak basıyor:
• Utanma duygusunun kaybolması
• Sosyal medyada teşhir kültürü
• Ahlâkın “Moda’ya kurban edilmesi
• Gençlerin rol modellerinin şeytanî karakterlere dönüşmesi
• Sokakların, ekranların, şehirlerin ruhsuzlaşması
Bugün “ayıp” olan şeyler alkışlanıyor,
“edep” olan şeyler alay konusu ediliyor.
Bu kıta, modern çağın ahlâkî çöküş panoramasını çiziyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
Bu kıtada şair, aslında şunu haykırıyor:
“Ben bu milletin yüzündeki hayayı kaybolmuş gördüm.
Adem’in tertemiz evlatlarının, iblisin izinden gittiğine şahit oldum.
Sokaklar bile bana ‘uyan’ diye bağırıyordu.”
Bu iç ses, hem bir ağıt hem bir uyarı hem de bir diriliş çağrısıdır.
________________________________________
🌿 II. KITA
Nasıl oldu böyle bilmem,
İman kovulmuş gayri sinelerden,
Peş peşe devrilen şişelerden
viran olmuş yuvalar gördüm,
Şeytanın sunduğu meyden, zehirden,
Derman Arayan Nice Gafil Kullar Gördüm.

1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“İman gidince kalp boşalır; boşalan kalbi nefis ve zehir doldurur.”
Bu kıta, toplumun içten çöküşünü anlatıyor:
İman çekilince, insanın içindeki boşluğu şeytanın sunduğu sahte dermanlar dolduruyor.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Nefis – Kalp – Manevî Hastalıklar)
Tasavvufta kalp, imanın evidir.
İman kovulursa, o eve nefis yerleşir.
Bu kıta şu tasavvufî hakikati işaret eder:
• Kalp boşluk kabul etmez.
Ya imanla dolar ya heva ile.
• “Peş peşe devrilen şişeler”,
Nefsi Emmâre’nin serhoşluk hâlini temsil eder.
• “Viran olmuş yuvalar”,
tasavvufta kalbin viranesi anlamına da gelir.
• “Şeytanın sunduğu mey”,
nefse hoş gelen ama ruhu öldüren, aklı örten zevk tuzaklarıdır.
• “Derman arayan gafiller”,
hakiki şifayı Allah’ta değil, nefsin zehirlerinde arayanlardır.
Bu kıta, nefis terbiyesinin ihmal edildiği toplumlarda ailelerin ve gönüllerin çöküşünü anlatır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla örtüşür:
• İmanın kalpten çıkması:
“Kalplerinde hastalık vardır…” (Bakara 2/10)
• Sarhoşluk ve aile yıkımı:
“İçki ve kumar şeytanın pis işlerindendir.” (Mâide 5/90)
• Şeytanın sahte derman sunması:
“Onlara süslü gösterdi.” (En’âm 6/43)
• Gaflet hâli:
“Onlar gaflet içindedirler.” (Enbiyâ 21/1)
Bu kıta, Kur’an’ın “gaflet → günah → aile çöküşü → kalp ölümü” zincirini şiir diliyle anlatır.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, modern çağın en büyük yaralarından birini işaret ediyor:
• Ailelerin içki, bağımlılık ve öfke kültürüyle dağılması
• Gençlerin sahte mutluluklara yönelmesi
• Ruhsal boşluğun maddeyle doldurulmaya çalışılması
• “Derman” diye sunulan her şeyin aslında zehir olması
• Manevî boşluğun psikolojik çöküşe dönüşmesi
Bugün insanlar imanın verdiği huzuru kaybedince,
onun yerine şeytanın sunduğu geçici uyuşturucuları koyuyor.
Bu kıta, çağımızın ruhsal çöküş panoramasını çiziyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
“İmanı kaybeden gönüllerin nasıl savrulduğunu gördüm.
Yuvaların nasıl dağıldığını, insanların zehri derman sandığını gördüm.
Gafletin insanı nasıl kör ettiğine şahit oldum.”
Bu iç ses, hem bir ağıt hem bir uyarı hem de bir diriliş çağrısıdır.
________________________________________
🌿 III. KITA
“Neden oldu böyle bilmem,
Edep çekilmiş gayri hanelerden,
Anamın, bacımın baş örtüsünden,
Nemruda dönmüş beyler gördüm.
Kavm i Lut’un kaldığı yerden,
Helake Koşan Nice Pusulasız Gençler Gördüm.”

1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Edep haya sembolü baş örtüsü üzerinden zulüm ve yasakların sonucunda devletler zalimin sembolü Nemrutlaşır. Baskı ve zulümden bunalan toplumda refah artsa da artmasa da bunalım artar ve ailedeki edep mayası bozulması ile evlilik müessesi değersizleşir. Sonuçta idealsiz ve gayesiz kalan umutsuz genç nesil “ Lut Kavmi’nin yoluna düşer.”
Bu kıta, toplumun Devlet – Toplum- Aile – Edep ekseninde yaşadığı büyük kırılmayı anlatıyor.
Edep Çekilince: Aile Çürür – Toplum Çürür- Devlet Zulme Meyleder; Gençlik Fıtrattan Kopar.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Nefis – Edep – Fıtrat Bozulması)
Tasavvufta edep, insanın “ilâhî huzurda” duruşudur.
Edep gidince:
• Nefis azgınlaşır,
• Devlet Nemrutlaşır,
• Aile korumasız kalır,
• Toplum Ahlakı Çürür
• İnsan fıtratını kaybeder.
“Anamın, bacımın baş örtüsü” ifadesi, tasavvufta mahremiyetin ve iffet haysiyetinin sembolüdür.
Bu kıta, şu manevi hakikati işaret eder:
• Edep → iffet → aile → toplum-devlet zinciri kırıldığında,
gençlik Lut kavminin sapkınlığına savrulur.
“Helaka koşan gençler”, tasavvufta nefs-i Emmâre’nin esiri olmuş, fıtratından kopmuş gençliği temsil eder.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın çok güçlü uyarılarına dayanır:
• Edep ve iffet emri:
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar…” (Nûr 24/30)
“Mümin kadınlara söyle, örtülerini üzerlerine alsınlar…” (Nûr 24/31)
• Nemrut’un kibri:
“Allah kendisine mülk verdi diye şımaran adam…” (Bakara 2/258)
• Lut kavminin helaki:
“Sizden önce kimsenin yapmadığı hayasızlığı yapıyorsunuz.” (A’râf 7/80)
“Onların üzerine taş yağdırdık.” (Hûd 11/82)
Bu kıta, Kur’an’ın “edep kaybı → kibir → sapma → helak” zincirini şiir diliyle anlatır.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, çağımızın en büyük kırılmalarından birini işaret ediyor:
• Yönetimlerin merhamet ve koruyuculuk yerine kibir ve zorbalığa dönüşmesi
• Ailenin mahremiyetinin alay konusu yapılması
• Gençliğin cinsiyet ve kimlik karmaşasına sürüklenmesi
• Medyanın Lut kavminin sapkınlığını “özgürlük” diye pazarlaması
• Edep ve iffet namus kavramlarının “çağ dışı” gösterilmesi
Bugün gençlik, fıtratını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.
Bu kıta, modern dünyanın ahlâkî ve kimliksel çöküşünü gözler önüne seriyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
“Edep gidince çürüyen toplumun yönetimi Nemrutlaşır, gençlik Lut kavminin yoluna düşer.
Başörtüsüne düşmanlık eden bir zihniyetin, helake koşan bir nesil yetiştirdiğini gördüm.”
Bu iç ses, hem bir ağıt hem bir uyarı hem de bir diriliş çağrısıdır.
________________________________________

🌿 IV. KITA
“Ne oldu sebep bilmem,
Aşk silinmiş gayri gönüllerden,
Şehvetle şişen nefislerden,
Dolup taşmış cehennemler gördüm,
Yetim Öksüz Garip demeden,
Milleti Soyan Nice Namlı Sultanlar gördüm.”

1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Aşkın çekildiği gönülde nefis şişer; nefis şişince zulüm taşar.”
Bu kıta, toplumun manevî aşkı kaybetmesi ile başlayan çöküşü anlatıyor.
Aşk gidince nefis büyür, nefis büyüyünce zulüm sıradanlaşır.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Aşk – Nefis – Zulüm Döngüsü)
Tasavvufta aşk, kalbin ilâhî merkezidir.
Aşk çekilince:
• Kalp kararır,
• Nefis şişer,
• Şehvet aklı esir alır,
• İnsan cehennemini içinde taşımaya başlar.
“Dolup taşmış cehennemler” ifadesi, tasavvufta kalbin cehennemleşmesi anlamına gelir.
Cehennem önce içeride başlar; dışarıya öfke, kibir, zulüm olarak taşar.
“Milletini soyan sultanlar” ise Nefsi Emmâre’nin iktidar hırsına işaret eder.
Tasavvufta buna “nefsin sultanlığı” denir:
İnsan makamı değil, makam insanı yönetir.
Bu kıta, aşkın yokluğu → nefis şişmesi → zulüm → toplumsal çöküş zincirini anlatır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla örtüşür:
• Aşkın (muhabbetin) kaybı:
“Kalpleri katılaştı.” (Hadîd 57/16)
• Nefsin şişmesi:
“Nefsini ilah edinen kimseyi gördün mü?” (Furkan 25/43)
• Kalbin kararması taşlaşması (Bakara 2/74)
““Sonra kalpleriniz yine katılaştı; öyle ki taş gibi, hatta taştan daha da katı oldu.”
• Zulüm ve haksızlık:
“Zalimler asla kurtuluşa ermez.” (En’âm 6/21)
• Yetim ve öksüzün hakkı:
“Yetimin malına yaklaşmayın.” (Nisâ 4/10)
Bu kıta, Kur’an’ın “kalp katılığı → nefis ilahlaştırma → zulüm → helak” uyarılarını şiir diliyle ifade eder.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, günümüz toplumunun en acı gerçeklerinden birini anlatıyor:
• Manevî aşkın yerini şehvet ve tüketim kültürü aldı
• Nefis merkezli yaşam, insanı ruhsuzlaştırdı
• Toplumda öfke, kibir ve hırs normalleşti
• Yetimin hakkı, mazlumun ekmeği, milletin malı çıkar için çalınır oldu
• Makam sahipleri “emaneti unuttu, “ganimet” sandı
Bugün insanlar aşkı kaybettikleri için,
hayatı cehenneme çeviren nefis yangınlarına teslim oluyor.
Bu kıta, modern dünyanın ahlâkî ve vicdanî çöküşünü gözler önüne seriyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
“Aşkın çekildiği gönüllerin nasıl cehenneme döndüğünü gördüm.
Nefsi şişmiş insanların, yetimin hakkını çiğneyen sultanlara dönüştüğüne şahit oldum.”
Bu iç ses hem bir ağıt hem bir uyarı hem de bir diriliş çağrısıdır.
________________________________________

🌿 V. KITA
“Kim oldu sebep bilmem,
Merhamet bitmiş gayri analardan
Mazlumun gözyaşından, ahından,
Kudurmuş gelen tufanlar gördüm.
Deccal’in Yezid olduğu Ahir Zamandan,
Şirki Satan, Nefse Tapan Nice İmamlar Gördüm.”
________________________________________
1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Merhametin bittiği yerde tufan başlar; ahir zamanda zulüm, şeytanın din adamlarını (imamlar) bile saptırdığı ve kullandığı bir karanlığa dönüşür.”
Bu kıta, toplumun merhamet damarının kesilmesi ile başlayan büyük çöküşü anlatıyor.
Merhamet biterse, tufan gelir; tufan gelince hak ile batıl birbirine karışır.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Merhamet – Mazlumun Ahı – Ahir Zaman Fitnesi)
Tasavvufta rahmet, insanın Allah’a en yakın hâlidir.
Rahmet gidince:
• Kalp kurur,
• Anne şefkati zayıflar,
• Mazlumun ahı göğe yükselir,
• Toplumun üzerine tufan iner.
“Kudurmuş tufanlar”, tasavvufta ilâhî ikazların şiddetlenmesi anlamına gelir.
“Deccal’in Yezid olduğu ahir zaman” ifadesi, iki sembolü birleştirir:
• Deccal: küresel fitne, hakikati ters yüz eden sistem
• Yezid: zulmün şahsileşmiş hâli, merhametsiz iktidar
Bu iki figür birleşince, tasavvufta buna “fitnenin zirvesi” denir.
“Şirke batan imamlar” ise en ağır tasavvufî uyarıdır:
Zahiren din adamı olup, nefsine ve dünyaya kul olanlar.
Bu kıta, merhamet kaybı → mazlumun ahı → tufan → ahir zaman fitnesi → din adamlarının sapması zincirini anlatır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla örtüşür:
• Merhametin kaybı:
“Sonra kalpleri katılaştı.” (Hadîd 57/16)
• Mazlumun ahı:
“Zalimlerin yaptıklarından Allah habersiz değildir.” (İbrahim 14/42)
• Tufan uyarısı:
“Onları tufanla yakaladık.” (A’râf 7/133)
• Ahir zaman fitnesi:
“Fitne öldürmekten beterdir.” (Bakara 2/191)
• Din adamlarının sapması:
“Onlardan bir kısmı hakkı bile bile saptırır.” (Bakara 2/75)
Bu kıta, Kur’an’ın “merhamet kaybı → zulüm → ilâhî ikaz → fitne → dinî yozlaşma” zincirini şiir diliyle ifade eder.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, çağımızın en acı gerçeklerinden birini işaret ediyor:
• Anne şefkatinin bile zayıfladığı bir çağ
• Mazlumun gözyaşının değersizleştiği bir dünya
• Savaşların, göçlerin, yoksulluğun “normalleşmesi”
• Küresel sistemlerin Deccalvari bir manipülasyon düzeni
• Dinin ticarete, makama, şöhrete alet edilmesi
• Halkın değil, nefislerinin imamı olan sözde din adamları
Bugün merhamet kaybolduğu için,
toplum tufan gibi gelen fitnelerle savruluyor.
Bu kıta, modern dünyanın ahlâkî, siyasî ve dinî çöküş panoramasını çiziyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
“Merhametin bittiği bir çağda tufanların nasıl koptuğunu gördüm.
Ahir zamanın karanlığında, Deccalvari düzenlere hizmet eden imamların bile şirke battığına şahit oldum.”
Bu iç ses, hem bir ağıt hem bir uyarı hem de bir diriliş çağrısıdır.
________________________________________

🌿 VI. KITA
“Ne oldu bize böyle bilmem,
Koptuk özümüzden, kökümüzden
Unutulmuş gitmiş şanlı mazimizden,
Okunmaz nice ibretler gördüm,
İlim bilmez, dinin bilmez alimlerden,
Fetva Alan Yol Soran Nice Cübbeli Cahiller Gördüm.”
________________________________________
1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Kökünden kopan millet, cahilin fetvasına muhtaç olur.”
Bu kıta, toplumun tarihî hafızasını, kültürel köklerini ve ilim geleneğini kaybetmesiyle başlayan büyük çözülmeyi anlatıyor.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Kök – Öz – İrfan – Cehalet Döngüsü)
Tasavvufta “öz”, insanın fıtratındaki ilâhî nefha;
“kök”, insanın tarih ve irfanla kurduğu bağdır.
Bu kıta şu tasavvufî hakikati işaret eder:
• Özden kopan, nefse bağlanır.
• Kökten kopan, rüzgârın önünde savrulur.
• Maziyi unutan, ibreti kaybeder.
• İbreti kaybeden, cahile kul olur.
“Okunmaz nice ibretler” ifadesi, tasavvufta kalp gözünün kapanması anlamına gelir.
İbret, kalbin basiretidir; basiret kapanınca insan görüneni görür, hakikati göremez.
“İlim bilmez, dinin bilmez alimler” ise tasavvufta zahir ulemasının eleştirisidir:
Bilgisi var ama hikmeti yok;
kelimesi var ama kalbi yok;
dini konuşur ama dini yaşamaz.
Bu kıta, kök kaybı → ibret kaybı → ilim kaybı → cehaletin yükselişi zincirini anlatır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla örtüşür:
• Kökten kopuş:
“Onlar sağlam kulptan kopmuş kimseler gibidir.” (Bakara 2/256)
• Maziyi unutmak:
“Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onlara kendilerini unutturdu.” (Haşr 59/19)
• İbret almamak:
“Onlarda akıl sahipleri için ibretler vardır.” (Nahl 16/12)
• Cahil önderlerin peşinden gitmek:
“Onlar bilmeden atalarının yoluna uyarlar.” (Bakara 2/170)
Bu kıta, Kur’an’ın “kökten kopuş → ibretsizlik → cehalet → yanlış önderlik” uyarılarını şiir diliyle ifade eder.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, çağımızın en büyük kırılmalarından birini işaret ediyor:
• Tarih bilincinin kaybolması
• Kimlik ve aidiyet krizleri
• Mazinin küçümsenmesi, köklerin alaya alınması
• İrfan yerine sloganlaşmış-kalıplaşmış bilgi
• Sosyal medyada “alim” kılığına giren cahiller
• Halkın, ilim ehli yerine popüler figürlerden fetva alması
Bugün toplum, kökünden koparıldığı için,
hakikati değil, gürültüyü takip ediyor.
Bu kıta, modern dünyanın kimlik, kültür ve ilim krizini gözler önüne seriyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
“Kökünden kopmuş bir milletin nasıl savrulduğunu gördüm.
İbret alınmayan mazinin, cahilin fetvasına mahkûm ettiği bir topluma dönüştüğüne şahit oldum.”
Bu iç ses hem bir ağıt hem bir uyarı hem de bir diriliş çağrısıdır.
________________________________________

🌿 VII. KITA
“Kader böyle midir bilmem,
Ders almayız başa gelenlerden,
Siyon’dan gelen şerden, zulümden,
Kudurmuş taşan deryalar gördüm,
Deccal’in Tepedeki (1) tek gözünden,
İlham Alıp BATAN nice sönmüş HILÂLLER gördüm.”
________________________________________
1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“İbret alınmayan zulüm büyür; tek gözlü fitne yükselince Hilâlleri parçalanır.”
Bu kıta, milletlerin ibret almama hastalığı ile küresel fitnelerin birleştiğinde nasıl büyük yıkımlar doğurduğunu anlatıyor.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (İbret – Fitne – Deccal – Hilâl)
Tasavvufta ibret, kalbin gözüdür.
İbret alınmazsa:
• Kalp körleşir,
• Zulüm büyür,
• Fitne yayılır,
• Millet dağılır.
“Siyon’dan gelen şer”, tasavvufta küresel fitne merkezlerini temsil eder.
Bu, bir kavme değil, bir zihniyete işarettir:
Hakikati yok etmek isteyen, insanlığı köleleştiren, ahlâkı çürüten bir zihniyet.
“Kudurmuş taşan deryalar”, tasavvufta fitnenin sel hâline gelmesi anlamına gelir.
“Deccal’in tepedeki tek gözü” ise tasavvufta:
• Hakikati tek boyuta indiren,
• İnsanı gözetleyen,
• Dünyayı kontrol etmeye çalışan,
• Zihniyet olarak tek merkezli bir düzeni temsil eder.
Bu kıtada geçen “hilâllerin bölünmesi (parçalanması)”, tasavvufta:
• İslâm coğrafyasının düz hatlarla bölünmesi,
• Birliğin dağılması,
• Manevî sembollerin zayıflatılması
anlamına gelir.
Bu kıta, ibret kaybı → küresel fitne → Deccal düzeni → hilâllerin parçalanması zincirini anlatır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla örtüşür:
• İbret almamak:
“Onlarda ibretler vardır ama çoğu ibret almaz.” (Yusuf 12/111)
• Fitnenin büyümesi:
“Fitne öldürmekten beterdir.” (Bakara 2/191)
• Zulüm ve küresel tuzaklar:
“Onlar tuzak kurdular; Allah da tuzak kurdu.” (Âl-i İmrân 3/54)
• Birliğin parçalanması:
“Ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmrân 3/103)
Bu kıta, Kur’an’ın “ibret kaybı → fitne → zulüm → parçalanma” uyarılarını şiir diliyle ifade eder.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, çağımızın en büyük gerçeklerinden birini işaret ediyor:
• Milletlerin başına gelenlerden ders almaması
• Küresel güçlerin medya, ekonomi ve kültür üzerinden kurduğu tek gözlü düzen
• İslâm coğrafyasının parçalanması
• Birlik yerine ayrılıkların çoğalması
• Gençliğin küresel manipülasyonlara açık hâle gelmesi
• Hilâlin, yani kimliğin, inancın, birliğin zayıflatılması
Bugün dünya, tek merkezli bir gözetim ve yönlendirme düzenine doğru sürükleniyor.
Bu kıta, modern dünyanın küresel fitne haritasını çiziyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
“Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
Mazisinden ve Kutsal Metinlerden Ders almayan bir milletin nasıl parçalandığını gördüm.
Tek gözlü fitnenin yükseldiği çağda hilâllerin-İslam Ülkelerinin- nasıl battığına şahit oldum.
Çünkü tek göz, Deccal’in özelliğidir; hakikati derinliksiz, tek boyutlu gösterir.
İki göz ise basiretin gözüdür; derinliği görür, hakikati doğru algılar.
Tek gözle bakılarak verilen kararlar, hükümler, siyaset ve diyanet kördür, topaldır;
derinliği yoktur, sonu hüsrandır, hüzündür.
Ben bu körlüğün milletleri nasıl felakete sürüklediğini gördüm.”
________________________________________
🌿 VIII. KITA
“Takdir böyle midir bilmem,
Utanır olduk kendi dinimizden,
Papazın, hahamın nursuz elinden,
Zinnur kuşanan DEVŞİRMELER gördüm,
Batılın bitmez tükenmez Fitnesinden,
Bizar olan çaresiz nice ehl-i iman gördüm.”

1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Kendi dininden utanan, başkasının karanlığına kul olur.”
Bu kıta, kimlik kaybı – dinî yabancılaşma – kültürel devşirme üçgeninde yaşanan büyük çözülmeyi anlatıyor.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Kimlik – Nursuzluk – Devşirme Zihniyeti)
Tasavvufta nur, hakikatin ışığıdır.
Nur gidince:
• İnsan kendi dininden utanır,
• Hakikati bırakıp batılın gölgesine sığınır,
• Kalp başkasının karanlığıyla boyanır,
• Kişi devşirme olur:
Kendi özünden kopmuş, başkasının zihniyetine kul olmuş insan.
“Papazın, şamanın nursuz eli” ifadesi, tasavvufta hakikatsiz rehberliği temsil eder.
Nur yoksa:
• Yol karanlıktır,
• Rehber kördür,
• Yolcu şaşkındır.
“Zinnur kuşanan devşirmeler”, tasavvufta parlak (altın işlemeli-parlak- rahip kuşağı) sahte nur anlamına gelir:
Hakikatin değil, gösterişin, makamın, şöhretin ışığına bürünenler.
“Batılın bitmez tükenmez şerri” ise tasavvufta nefsin ve şeytanın sürekli fısıltısıdır.
Bu kıta, kimlik kaybı → nursuz rehberlik → devşirme zihin → batılın şerri → müminin bizar oluşu zincirini anlatır.
________________________________________
3) Kur’anî ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla örtüşür:
• Dininden utanmak / kimlik kaybı:
“Onlar dinlerini oyun ve eğlence edindiler.” (A’râf 7/51)
• Nursuz rehberlik:
“Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler.” (A’râf 7/179)
• Batılın şerri:
“Hak geldi, batıl yok oldu.” (İsrâ 17/81)
• Müminin bizar oluşu:
“Müminler, zulme uğradıklarında kalpleri daralır.” (Hac 22/35)
Bu kıta, Kur’an’ın “kimlik kaybı → batılın peşine düşme → nursuz rehberlik → müminin sıkıntısı” uyarılarını şiir diliyle ifade eder.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, çağımızın en görünür yaralarından birini işaret ediyor:
• Kendi dinini, kültürünü, tarihini küçümseyen bir zihniyet
• Batının, doğunun, popüler kültürün sahte ışıklarına özenme
• Dini bilmeyen ama din adına konuşan devşirme tipler
• Hakikati değil, “trend-moda” olanı takip eden gençlik
• Müslümanların batılın saldırıları karşısında yorulması, bizar olması
Bugün birçok insan kendi öz nurunu kaybettiği için,
başkasının karanlığını “ışık” sanıyor.
Bu kıta, modern dünyanın kimlik ve inanç erozyonunu gözler önüne seriyor.
________________________________________
5) Şairin İç Sesi (Yetim Hakkı’nın Sırrı)
“Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
Kendi dininden utanır hâle gelen bir toplumun nasıl devşirildiğini gördüm.
Papazın, şamanın nursuz eline bakanların, sahte zinnur kuşananların milletimi nasıl karanlığa sürüklediğine şahit oldum.
Batılın bitmeyen şerrinden yorulmuş, bizar olmuş nice Müslümanların feryadını duydum.”
________________________________________
🌿 IX. KITA
“Ne olur sonumuz bilmem,
Umudum yok Mankurtlaşmış nesilden,
Secdenin irtica sayıldığı ülkemden,
Şeytanla yarışan beyler-paşalar gördüm.
Yetim Hakkı’nın sırlı sözlerinden,
Dertlenip Ağlayan Nice Analar Gördüm.”
________________________________________
1) 🌟 Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Secdenin suç sayıldığı bir ülkede, gençlik mankurtlaşır; milletin umudu anaların gözyaşına kalır.”
Bu kıta, toplumun ruh kaybı – kimlik kaybı – ibadet kaybı – vicdan kaybı ekseninde yaşadığı en ağır çöküşü anlatır.
________________________________________
2) 🌿 Tasavvufî Yorum (Secde – Mankurtluk – Nefis – Toplumsal Körlük)
Tasavvufta secde, insanın Allah’a en yakın olduğu andır.
Secde yasaklanırsa:
• Kalp Allah’tan kopar
• Nefis putlaşır
• Zihin körelir
• İnsan mankurtlaşır
Mankurt, tasavvufta “kendi özünü, kökünü, kimliğini unutan insan” demektir.
Bu kıtada geçen “Mankurtlaşmış nesil”, fıtratından kopmuş, hakikati unutturulmuş, yönsüz bırakılmış gençliği temsil eder.
“Şeytanla yarışan beylar-paşalar” ise tasavvufta:
• Nefsi ilahlaştıran sivil-asker yöneticiler
• Gücü hakikatin önüne koyanlar
• Zulmü siyaset sananlar
• Şeytanın vesvesesini akıl zannedenler
Anlamına gelir.
“Dertlenip ağlayan analar”, tasavvufta rahmet kapısıdır.
Bir toplumun en son sığınağı anne duasıdır.
Anne ağlıyorsa, toplum alarmdadır.
Bu kıta, tasavvufta şu zinciri anlatır:
Secde yasak → nefis şişer → gençlik mankurtlaşır → yöneticiler şeytanlaşır → toplum anaların gözyaşına kalır.
________________________________________
3) 📖 Kur’anî ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok temel uyarısıyla birebir örtüşür:
Secdenin değeri
“Secde et ve yaklaş.”
— Alak 96/19
Kimliğini kaybeden nesil
“Allah’ı unuttular, Allah da onlara kendilerini unutturdu.”
— Haşr 59/19
Zalim yöneticiler
“Zalimler asla kurtuluşa ermez.”
— En’âm 6/21
Şeytanın vesvesesiyle yarışanlar
“Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi.”
— Ankebût 29/38
Anne duası ve gözyaşı
“Anne-babaya iyilik edin…”
— İsrâ 17/23
Kur’an’da anne gözyaşı, toplumun vicdan aynasıdır.
Bu kıta, Kur’an’ın “secde → kimlik → nefis → zulüm → anne duası” zincirini şiir diliyle anlatır.
________________________________________
4) 🧭 Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, çağımızın en acı gerçeklerinden birini işaret ediyor:
1. Mankurtlaşmış Nesil
• Kökünü bilmeyen gençlik
• Tarihinden utanır hâle gelen zihin
• Kimliksiz, idealsiz, yönsüz bir kuşak
• Dijital dünyanın kölesi olmuş ruhlar
2. Secdenin İrtica sayıldığı bir dönem
• İbadetin gericilik olarak damgalanması
• Maneviyatın aşağılanması
• İnancın kamusal hayattan dışlanması
3. Şeytanla yarışan beyler-paşalar
• Gücü hakikatin üstüne koyan sivil-asker yöneticiler
• Makamı ilahlaştıran zihniyet
• Ahlâkı değil çıkarı önceleyen düzen
4. Ağlayan analar
• Evladını kaybeden anneler
• Adalet arayan anneler
• Yoksullukla boğuşan anneler
• Manevî çöküşe yanan anneler
Bu kıta, modern dünyanın kimlik – ibadet – ahlâk – adalet krizini gözler önüne seriyor.
________________________________________
5) 🔥 Şairin İç Sesi:
Bu kıtada şair aslında şunu haykırıyor:
“Secdenin suç sayıldığı bir ülkede, gençlik mankurtlaşır; iktidar sahibi yöneticiler şeytanın izine düşer.
Ben bu milletin umudunun, anaların gözyaşına kaldığını gördüm.”
Bu iç ses:
• Bir ağıt
• Bir feryat
• Bir uyarı
• Bir diriliş çağrısıdır
Yetim Hakkı burada milletin vicdanı gibi konuşuyor:
“Ben bu çöküşü gördüm;
ama anaların gözyaşında hâlâ bir rahmet kapısı var.”
________________________________________

🌿 X. KITA
“Rüyamı hayal mi gördüklerim bilmem,
Devran dönmüş, gün doğmuştu yeniden,
Kurtulmuşuz miskinlikten, fitneden,
Ecdadımın tertemiz gönül bahçesinden,
Boy veren taze FİDANLAR gördüm,
Erenlerin nefesinden, alimlerin ilminden,
Tutuşmuş yanan nurdan KANDİLLER gördüm,
Alperen, Ahi Evran “Edep İrfan” dilinden,
Deryaya akan nice billur pınarlar gördüm…”
________________________________________
1) Kıtanın Öz Cümlesi (Hikmet Cümlesi)
“Karanlığın en koyu anında bile Allah, gönül bahçesinden yeni fidanlar çıkarır.”
Bu kıta, şiirin karanlık panoramasından sonra gelen diriliş müjdesidir.
Bir milletin yeniden ayağa kalkışının ruh haritasıdır.
________________________________________
2) Tasavvufî Yorum (Diriliş – Fidan – Kandil – Pınar)
Tasavvufta bu kıta, manevî uyanışın dört aşamasını anlatır:
• Fidan – Yeni Neslin Dirilişi
• “Ecdadımın gönül bahçesinden boy veren fidanlar”
→ Fıtratı bozulmamış, tertemiz bir gençlik.
→ Nefis değil, ruh merkezli bir nesil.
• Kandil – Hakikat Işığının Yeniden Yanması
• “Tutuşmuş yanan nurdan kandiller”
→ Erenlerin gönül nefesiyle yanan gönüller.
→ Tasavvufta “kandil”, kalbin ilâhî nurla dolmasıdır.
• Pınar – İlim ve İrfan “Dilin ’den” (sözünden-gönlünden)
“Billur pınarlar”
→ Saf, berrak, kirlenmemiş ilim.
→ Ahi Evran’ın edep irfan geleneği.
• Devranın Dönmesi – İlâhî Yardım
“Devran dönmüş, gün doğmuştu yeniden”
→ Tasavvufta “devran”, kader çarkının rahmete dönmesidir.
→ Allah’ın Nusret’inin tecellisidir.
Bu kıta, karanlıktan nura geçişin tasavvufî haritasıdır.
________________________________________
3) Kurani ve Nebevî Referanslar (Ayet Numaralı)
Bu kıta, Kur’an’ın birçok müjde ayetiyle örtüşür:
• Karanlıktan nura çıkarma:
“Allah, müminleri karanlıklardan nura çıkarır.” (Bakara 2/257)
• Yeryüzünde Salih (İyi) nesil:
“Biz o toprağa ölü iken hayat verdik.” (Yâsîn 36/33)
• Gönüllerin dirilişi:
“Allah dilediğini nuruna iletir.” (Nûr 24/35)
• İlim ve hikmet:
“Allah hikmeti dilediğine verir.” (Bakara 2/269)
Bu kıta, Kur’an’ın “ölü toprağın dirilmesi → gönüllerin nurlanması → Salih neslin yetişmesi” müjdesini şiir diliyle anlatır.
________________________________________
4) Günümüze İbret Mesajı (Sosyolojik Teşhis)
Bu kıta, karanlık çağların ardından gelen toplumsal uyanışı işaret ediyor:
• Gençliğin yeniden köklerine dönmesi
• Ecdadın irfanının yeniden keşfedilmesi
• Tasavvufun edep irfan geleneğinin canlanması
• Alimlerin ilmiyle, erenlerin nefesiyle toplumun yeniden dirilmesi
• Karanlığa rağmen hâlâ yanan kandillerin varlığı
• Hakikatin berrak pınarlarının yeniden akması
Bugün dünyanın karanlığına rağmen,
bu milletin gönül bahçesinde hâlâ fidanlar var.
Bu kıta, modern çağın manevî diriliş reçetesini sunuyor.
________________________________________

5. Şairin İç Sesi:
“Bu kıtada şair aslında şunu söylüyor:
Bunca karanlığın içinde bile Allah’ın rahmetinin nasıl tecelli ettiğini gördüm.
Devranın döndüğünü, günün yeniden doğduğunu, miskinlikten ve fitneden kurtulan bir milletin ayağa kalktığını gördüm.
Ecdadımın gönül bahçesinden boy veren tertemiz fidanları,
Erenlerin Dilin'den’den sözünden-(irşadından) ve gönül nefesiyle yanan kandilleri,
Ahi Evran’ın edep irfan Dili’nden (Söz-Gönül) deryaya akan billur pınarları gördüm.
Bu dirilişin mayası, Osmanlı’yı da yoğuran iki büyük karakterde saklıdır:

• ALPEREN
Hem alp (yiğit, cesur) hem eren (arif, derviş) olan insan tipidir.
Kılıcıyla adalet dağıtır, gönlüyle irfan taşır.
Savaş meydanında aslan, dergâhta güvercin gibidir.
Osmanlı’nın yükselişinin ruhunu yoğuran, fetihleri zulümle değil adalet ve merhametle yapan bu alperen mayasıdır.
Şair burada, yeniden doğan fidanların alperen ruhuyla büyüdüğünü haber verir.

• AHİ EVRAN
Edep, ahlak, helal kazanç, kardeşlik ve ilim düzeninin kurucusudur.
Esnafı sadece meslekle değil, ahlakla yetiştirdi.
Toplumu sadece üretimle değil, irfanla inşa etti.
Osmanlı’nın şehir düzeni, ticaret ahlakı, insan ilişkileri, hatta devlet adabı bu maya ile yoğruldu.

Şairin “Edep İrfan “Dili” dediği tam da budur:
Ahi Evran’ın insanı insan yapan sözleri-gönülden yansıyan irşadı ve terbiyesi.
Bu iki maya birleşince, millet yeniden dirilir:
Alperen’in cesareti + Ahi Evran’ın edebi = Osmanlı’nın yükseliş hamuru.
Ben de bu kıtada, işte bu hamurun ilim, edeb, irfan ile yeniden yoğrulduğunu,
bu milletin gönül bahçesinde yeniden fidanlar, kandiller, pınarlar belirdiğini gördüm.”**
________________________________________
🌟 SONUÇ BÖLÜMÜ:
“Çöküşten Dirilişe: Bir Milletin Varlık Atlası”
Bu şiir, bir milletin ahlâkî, ruhî ve tarihî serüvenini anlatan bir ağıt değildir sadece; aynı zamanda uyanışa çağrı, ibret levhası, diriliş manifestosudur.
Kıtalar boyunca gördük ki:
• Haya kaybolunca yüz kararır,
• İman çekilince kalp boşalır,
• Edep gidince erkek Nemrutlaşır,
• Aşk sönünce nefis cehenneme döner,
• Merhamet bitince tufan kopar,
• Kök unutulunca cahil önder olur,
• İbret alınmayınca fitne büyür,
• Kimlik kaybolunca devşirme zihin doğar,
• Secdeye düşmanlık başlayınca toplum “mankurtlaşır.”
Bu şiir, bir toplumun çöküş anatomisini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Ama aynı zamanda, karanlığın en koyu anında bile Allah’ın rahmetinin nasıl tecelli ettiğini gösteriyor.

Çünkü son kıtada görüyoruz ki:
• Ecdadın gönül bahçesinden fidanlar yeniden boy veriyor,
• Erenlerin nefesiyle kandiller yeniden yanıyor,
• Ahi Evran’ın Edep İrfan Dili'nden billur pınarlar yeniden akıyor,
• Alperen ruhu yeniden diriliyor.

Bu milletin mayası, cesaret + irfan + edep + merhamet karışımından yoğrulmuştur.
Bu maya bozulduğunda çöküş gelir;
ama bu maya yeniden yoğrulduğunda diriliş kaçınılmazdır.
Bugün eksik olan şey, sizin çok yerinde tespitinizle:
“Alpler ve ahiler yok oldu; yerlerini cahiller, benciller, hainler aldı.”
Ama şiirin sonundaki müjde şunu söylüyor:
“Bu milletin gönül bahçesi hâlâ canlıdır.
Fidanlar hâlâ yeşerir, kandiller hâlâ yanar, pınarlar hâlâ akar.”

Bu sonuç bize şunu öğretiyor:
• Karanlık ne kadar büyürse büyüsün,
bir kandilin nuru onu deler.
• Fitne ne kadar yayılırsa yayılsın,
bir erenin nefesi onu söndürür.
• Cehalet ne kadar çoğalırsa çoğalsın,
bir alperenin adaleti onu dağıtır.
• Ahlâk ne kadar zayıflarsa zayıflasın,
bir Ahi Evran terbiyesi toplumu yeniden inşa eder.

Bu şiir, bir milletin kalp atlasıdır:
 Çöküşün sebeplerini gösterir,
 İbret levhalarını serer,
 Dirilişin yolunu işaret eder.

Ve son söz olarak: “Bu milletin kaderi karanlık değildir. Kaderi, fidanlarla, kandillerle, pınarlarla yeniden diriliştir.”
________________________________________
İsmail Hakkı Soygeniş, (Yetim Hakkı)
2004-İZMİR

EK: NASİHAT NAĞME:
🌟 DEDE’DEN EVLATLARA, TORUNLARA,TALEBELERE NASİHATIM…

Sevgili evlatlarım, talebelerim ve torunlarım…
Bu satırları size bir ömrün içinden, acısıyla tatlısıyla yoğrulmuş 75 yıllık bir hayatın derinliğinden yazıyorum. Ben artık ömrün kış mevsimdeyim. Sizler bahar ve yaz Mevsimindesiniz,
Ben gördüklerimi yaşadığım 37 yıllık askeri, gerekse 10 yıllık Akademik öğretim dönemimde edindiğim Hayat tecrübelerimi emanet bırakıyorum; siz ise henüz uzun ince ve sarp yokuşu olan bir yola çıkıyorsunuz.
İsterim ki bu nasihatname, size hem bir yol haritası, hem bir kalkan, hem kılavuz hem Kutup Yıldızı ve hem de bir emanet olsun. Yavrularım, evlatlarım, değerli talebelerim son dileğim ve rabbimden niyazım hayat yolunuz AK, Dünya Ve Ahiret Akıbetiniz AK olsun, BELED Yokuşunu aşarak Hakkın Makbul, Salih Kulları arasında olursunuz.…
________________________________________
🌿 1. Allah’tan Kopmayın, yabancılaşmayın:
Hayatın en büyük gerçeği şudur:
Allah’tan kopan, kendinden de kopar.
Secdeyi terk edenin kalbi kararır.
Duasız insan, susuz toprağa döner.
Ne yaşarsanız yaşayın, hangi yola düşerseniz düşün,
Allah’ı unutmayın.
O’nu unutan, kendini kaybeder.
O’na yönelen, yolunu bulur.
________________________________________
🌿 2. Haya ve Edep Sizin yaratılış Mayanızdır:
Haya kaybolursa yüz kararır.
Edep giderse insanlık biter.
Sözünüzde edep olsun,
bakışınızda haya olsun,
yürüyüşünüzde vakar olsun.
Unutmayın:
Edep, insanın görünmeyen elbisesidir.
________________________________________
🌿 3. Ahlâkı Para ile mevki makam ile Değişmeyin:
Dünya döner, makam gelir geçer,
ama ahlâk bir kere giderse geri dönmez.
Helal lokma yiyin.
Haramdan uzak durun.
Kimsenin hakkını yemeyin.
Yetimin gözyaşından korkun.
Ahlâk, insanın içindeki devlettir.
O devlet yıkılırsa dışarıdaki devletin anlamı kalmaz.
________________________________________
🌿 4. Kökünüzü aslınızı Unutmayın:
Siz bu toprakların evladısınız.
Ecdadınızın alnı ak, yüreği temiz, sözü merttir.
Kökünü unutan, rüzgârın önünde savrulur.
Mazisini küçümseyen, geleceğini kaybeder.
Ecdadınızın duasını, irfanını, ahlakını taşıyın.
Onların bıraktığı emaneti yere düşürmeyin.
________________________________________
🌿 5. Alperen Ruhunu İçinizde Yaşatın
Alperen, hem yiğit hem erendir.
Kılıcı adalet içindir, gönlü merhamet doludur.
Korkak olmayın.
Zalime boyun eğmeyin.
Mazlumun yanında durun.
Ama unutmayın:
Yiğitlik kaba kuvvet değil, doğru yerde durabilmektir.
________________________________________
🌿 6. Ahi Evran Ahlakını Kendinize Ölçü Yapın
Helal kazanç, kardeşlik, edep, ilim…
Bunlar bir toplumun çimentosudur.
İşinizde dürüst olun.
Sözünüzde durun.
Kimseyi kandırmayın.
Kimseyi ezmeyin.
Ahi Evran’ın ahlakı, bu milletin yükseliş mayasıdır.
Siz de o mayadan olun.
________________________________________
🌿 7. Nefsinizle Savaşın, Teslim olmayın:
Düşman çoktur ama en büyüğü kendi nefsinizdir.
Nefis, insanı cehenneme çevirir.
Aşkı söndürür, merhameti öldürür, kalbi taşlaştırır.
Her gün kendinize sorun:
“Bugün nefsimi mi büyüttüm, ruhumu mu?”
________________________________________
🌿 8. Fitneye, Yalana, Tek Gözlü Düzenlere Kanmayın:
Dünya aldatır.
Tek gözlü düzenler hakikati çarpıtır.
Siyon’un, Deccal’in, şeytanın tuzakları süslüdür.
Basiretli olun.
Her duyduğunuza inanmayın.
Hakikati derinlikte arayın.
İki gözünüzle bakın,
ama kalp gözünüzle görün.
________________________________________
🌿 9. Ana-Baba Duasını Hiçbir Şeye Değişmeyin:
Bir milletin en büyük gücü,
ana ve baba duasıdır.
Annenizin gönlünü hoş tutun.
Onun gözyaşı rahmettir,
bedduası zelzeledir.
________________________________________
🌿 10. Birbirinizi Sevin, Birbirinize Sahip Çıkın:
Aile, Allah’ın insana verdiği en büyük nimettir.
Birbirinizi kırmayın.
Birbirinizi incitmeyin.
Birbirinizin yükünü hafifletin.
Unutmayın:
Aile dağılırsa millet dağılır.
________________________________________
🌿 11. Cehalete karşı İLİM ile, Şirke Karşı Kuran ile Cihad edin:
Asıl Büyük Cihad Kuran ile olur. Yaratan Rabbin adı ile yola çıkın.
Silah ve savaş ile olmaz. Savaş ancak Meşru Müdafa ile olur.
“İKRA” Snlayarak Okuyun.
ilk Emri İlahi’yi düstur edinin. Tilavet ile cihad olmaz.
Maymunlar, Cep Telefonları gibi okuduğunuzu anlamadan Hakiki İman tam olmaz.

🌿 12. Bu Kitabı Bir Emanet Olarak Saklayın
Bu kitap, bir dedenin torunlarına bıraktığı
irfan mektubudur.
Benim ömrüm bitecek,
ama bu sözler sizinle yaşayacak.
Siz de bir gün kendi torunlarınıza
kendi nasihatnamenizi yazın.
Çünkü insan, geride bıraktığı hikmetle yaşar.
________________________________________
🌟 SON DUA
Allah sizi takvanızla doğru yoldan ayırmasın.
Kalbinizi nurla, yuvanızı huzurla, ömrünüzü bereketle doldursun.
Sizi Alperen ruhuyla, Ahi ahlakıyla, Allah Dostu dostlarınızın nefesiyle büyütsün.
Sizi birbirinize emanet ediyorum.
Ve hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Dedeniz-Hocanız-arkadaşınız
İsmail Hakkı Soygeniş
(Yetim Hakkı)


EK NOTLAR 1
1. Tek Göz Sembolü
Tasavvufta “tek göz”, Deccal’in özelliğidir.
Derinliği görmeyen, hakikati tek boyuta indiren kör bakışı temsil eder.
Modern dünyada gözetim, manipülasyon ve tek merkezli güç yapılarının sembolü hâline gelmiştir.
2. Hilâlin Parçalanması
İslâm coğrafyasının bölünmesi, birliğin zayıflaması, kimlik erozyonu anlamına gelir.
Şiirde hem tarihî hem güncel bir uyarı olarak yer alır.
3. Devşirme Zihin
Kültürel ve zihinsel yabancılaşmayı ifade eder.
Kendi özünden kopmuş, başkasının aklıyla yaşayan insan tipidir.
4. Mankurtlaşma
Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanındaki sembolden hareketle,
hafızası silinmiş, kimliği yok edilmiş insan modelidir.
Şiirde modern çağın gençlik krizine işaret eder.
5. Alperen ve Ahi Evran Mayası
Osmanlı’nın yükselişini sağlayan iki temel insan modeli:
• Alperen: Cesaret + irfan
• Ahi: Ahlak + ilim
Bugün eksik olan bu mayadır.

EK NOT 2:
ALPEREN & AHİ EVRAN – BİR MİLLETİN MAYASI
I. Giriş: Bir Milletin Yükseliş Hamuru
Tarih boyunca milletleri yükselten şey, sadece kılıç gücü ya da ekonomik imkânlar değildir.
Bir milletin kaderini belirleyen, mayasıdır:
ahlakı, irfanı, cesareti, merhameti, adaleti.
Türk İslâm medeniyetinin mayası ise iki büyük karakterde billurlaşmıştır:
• Alperen
• Ahi Evran
Bu iki maya birleştiğinde, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir medeniyet doğmuştur:
Osmanlı’nın adalet, irfan ve fetih medeniyeti.
________________________________________
II. ALPEREN – Kılıcı Adalet, Gönlü İrfan Olan İnsan
Alperen, hem alp (yiğit, cesur, savaşçı)
hem eren (arif, derviş, gönül eri) demektir.
Bu karakter:
• Savaş meydanında aslan,
• Dergâhta güvercin,
• Halk içinde hizmetkâr,
• Hak karşısında boynu bükük,
• Zalim karşısında dik duran insandır.
Alperenler, fetihleri zulümle değil,
adalet, merhamet ve irfanla yapmıştır.
Osmanlı’nın yükselişinin ruhu, işte bu alperen mayasıdır.
________________________________________
III. AHİ EVRAN – Edep, İrfan ve Helal Kazancın Mimarı
Ahi Evran, sadece bir esnaf teşkilatı kurmadı;
bir ahlak düzeni, bir irfan medeniyeti, bir insan modeli inşa etti.
Ahi Evran’ın mayası:
• Helal kazanç
• Edep
• Kardeşlik
• İlim
• Hizmet
• Merhamet
• Adalet
Bu maya, Osmanlı şehirlerinin ruhunu yoğurdu.
Esnafı, tüccarı, yöneticiyi, halkı ahlakla yetiştirdi.
Ahi Evran’ın terbiyesi olmadan,
Osmanlı’nın yükselişini anlamak mümkün değildir.
________________________________________
IV. Bugünün Acı Gerçeği: Alpler ve Ahiler Kayboldu
Sizin çok yerinde tespitinizle:
“Bugün alpler ve ahiler yok oldu.
Yerlerini cahiller, benciller, hainler aldı.”
Bu cümle, modern çağın en büyük yarasını özetliyor.
Bugün:
• Cesaretin yerini korkaklık,
• İrşadın yerini sosyal medya gürültüsü,
• Edebin yerini kabalık,
• Helal kazancın yerini hırs ve açgözlülük,
• İrşadın yerini sahte şeyhler,
• Alperen ruhunun yerini bencillik,
• Ahi ahlakının yerini çıkarcılık aldı.
Bu yüzden toplum:
• Kökünden koptu,
• Kimliğini kaybetti,
• İrfanını unuttu,
• Birliğini yitirdi.
________________________________________
V. Dirilişin Şifresi: Bu Maya Yeniden Yoğrulabilir
Ama şiirinizin son kıtasında işaret ettiğiniz gibi:
“Ecdadımın gönül bahçesinden boy veren fidanlar” hâlâ var.
“Kandiller” hâlâ yanıyor.
“Billur pınarlar” hâlâ akıyor.
Bu milletin diriliş reçetesi yine aynı:
• Alperen cesareti
• Ahi Evran edebi
• Eren nefesi
• Alim ilmi
• Ana duası
Bu maya yeniden yoğrulduğunda,
millet yeniden ayağa kalkacaktır.
________________________________________


🌟 KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
“Ne Oldu Bize Böyle” Şiirinin Tasavvufî – Tarihî – Sosyolojik Terimleri
Bu bölüm, şiirde geçen kavramların tasavvufî derinliğini,
tarihî arka planını ve güncel karşılıklarını açıklamak için hazırlanmıştır.
Her kavram, okuyucunun zihninde berrak bir anlam oluşturacak şekilde özetlenmiştir.
________________________________________
A
Ahlâk
İnsanın iç düzeni, davranışlarının özü.
Tasavvufta ahlâk, nefis terbiyesinin meyvesidir.
Ahi Evran
13. yüzyılda Anadolu’da ahilik teşkilatını kuran büyük mutasavvıf.
Helal kazanç, edep, kardeşlik ve ilim düzeninin mimarıdır.
Osmanlı şehir ahlakının temel taşıdır.
Alperen
Hem alp (yiğit, cesur) hem eren (arif, derviş) olan insan modeli.
Kılıcı adalet, gönlü irfan taşır.
Osmanlı’nın fetih ruhunu yoğuran karakterdir.
Ana Duası
Tasavvufta milletin en büyük manevi sigortası.
Ana ağlarsa gök titrer; ana dua ederse millet ayakta kalır.
________________________________________
B
Basiret
Kalbin görme yeteneği.
Gözün gördüğünü değil, hakikatin özünü fark etme kabiliyeti.
Batıl
Hakikatin zıddı; yalan, hile, karanlık.
Tasavvufta nefis ve şeytanın süslediği sahte yollar.
Billur Pınar
Tasavvufta saf, berrak, kirlenmemiş ilim ve irfan kaynağı.
________________________________________
C
Cahil
Bilgisi olmayan değil;
Bilmediğini bilmeyen,
Bildiğini sorgulamayan,
bilgiyi reddeden, ibret almayan, nefsiyle yaşayan kişi.
Cehennemleşmiş Kalp
Aşkın çekildiği, nefisle dolmuş, merhameti kaybolmuş kalp hâli.
________________________________________
D
Deccal
Tasavvufta hakikati ters yüz eden fitne düzeni.
Tek gözlüdür: derinliği görmez, hakikati tek boyuta indirger.
Devran
Tasavvufta kader çarkı; ilâhî tecellinin yön değiştirmesi.
Karanlıktan nura geçişin sembolüdür.
Devşirme Zihin
Kendi özünden kopmuş, başkasının aklıyla yaşayan kimliksiz insan tipi.
________________________________________
E
Edep
Tasavvufta insanın Allah huzurundaki duruşu.
Ahlâkın özü, irfanın kapısıdır.
Eren
Kalbi nurlanmış, nefsi terbiye olmuş, hikmet sahibi kişi.
Ecdadın Gönül Bahçesi
Medeniyetimizin ahlak, iman, irfan ve adalet mirası.
________________________________________
F
Fetva Alan Cahil
İlim bilmeyen, dinin özünü anlamayan,
ama hüküm vermeye kalkışan kişi.
Fitne
Toplumu karıştıran, hakikati bulandıran,
zihinleri zehirleyen karanlık süreç.
Fidan
Yeni neslin temiz, fıtrî, bozulmamış hali.
Dirilişin müjdesidir.
________________________________________
G
Gaflet
Kalbin uyku hâli.
Hakikati görmeyen, ibret almayan ruh durumu.
Gönül Bahçesi
Tasavvufta insanın iç âlemi;
Allah’ın tecellisine açık olan manevi merkez.
________________________________________
H
Haya
Utanma duygusu, edep perdesi.
İmanın öz suyudur.
Hilâl
İslâm’ın sembolü;
birliğin, kimliğin ve dirilişin işareti.
________________________________________
I – İ
İblis
Kibir, isyan ve nefis azgınlığının sembolü.
İman
Kalbin Allah’a teslimiyeti.
Çekilince kalp boşalır, nefis dolar.
İrfan
Bilgiden öte, hikmetle yoğrulmuş kalp bilgisi.
________________________________________
K
Kandil
Tasavvufta kalbin nurla dolması.
Eren nefesiyle yanan gönül ışığı.
Kök
Bir milletin hafızası, kimliği, tarihi, irfanı.
________________________________________
L
Lut Kavmi: helak edilen eşcinsel kavim
Fıtratın bozulmasını, sapmanın helake götüren yolunu temsil eder.
________________________________________
M
Mankurt
Fıtratını kaybetmiş, hafızası silinmiş,
başkasının aklıyla yaşayan kimliksiz insan.
Merhamet
Allah’ın rahmetinin insandaki tecellisi.
Biterse tufan başlar.
________________________________________
N
Nemrut
Kibir, zorbalık ve ilahlık iddiasının sembolü.
Nur
Hakikatin ışığı; kalbi dirilten ilâhî tecelli.
________________________________________
P
Pınar
Saf ilim ve irfan kaynağı.
Ahi Evran terbiyesinin sembolü.
________________________________________
S
Secde
İnsanın Allah’a en yakın olduğu an.
Secdeye düşmanlık, kalbin Allah’tan kopmasıdır.
Siyon
Bir kavim değil;
küresel fitne, manipülasyon ve zulüm zihniyetinin sembolü.
________________________________________
T
Tek Göz
Deccal’in özelliği.
Derinliği görmeyen, hakikati tek boyuta indiren kör bakış.
Tufan
İlâhî ikazların şiddetlenmesi;
merhametin bittiği toplumlara gelen uyarı.
________________________________________
Y
Yetim Hakkı
Şairin iç sesi;
hakikati haykıran, ibret çağrısı yapan vicdan nefesi.

🌟 KAYNAKÇA ve EK NOTLAR
Bu bölüm, şiirin şerhinde kullanılan kavramların, tarihî göndermelerin ve tasavvufî yorumların dayandığı temel kaynakları özetlemek amacıyla hazırlanmıştır.
Liste, hem klasik hem modern hem de tasavvufî literatürü kapsar.
________________________________________
I. KUR’ANÎ KAYNAKLAR
Şiirin her kıtasında yapılan Kur’anî atıflar, doğrudan ayet numaralarıyla verilmiştir.
Başlıca referanslar:
• Bakara Suresi: 2/7, 2/74, 2/168, 2/170, 2/191, 2/256, 2/258
• Âl-i İmrân Suresi: 3/54, 3/103, 3/106
• Nisâ Suresi: 4/75, 4/119
• A’râf Suresi: 7/28, 7/80, 7/133, 7/179
• En’âm Suresi: 6/43
• İsrâ Suresi: 17/23, 17/81
• Nûr Suresi: 24/30–31, 24/35
• Hadîd Suresi: 57/16
• Yâsîn Suresi: 36/33
• Hûd Suresi: 11/82
• Enbiyâ Suresi: 21/1
• Hac Suresi: 22/35
• Haşr Suresi: 59/19
• Alak Suresi: 96/19
Bu ayetler, şiirin tasavvufî ve sosyolojik yorumlarının temelini oluşturur.
________________________________________

II. HADİS ve TASAVVUF KAYNAKLARI
Şiirin şerhinde kullanılan tasavvufî kavramlar, klasik kaynaklara dayanır:
1. İmam Gazâlî – İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn
• Nefis mertebeleri
• Kalbin hastalıkları
• Haya, edep, merhamet
2. Mevlânâ – Mesnevî
• Aşkın kalbi diriltmesi
• Nefsin hileleri
• Eren nefesi ve kandil metaforu
3. İbn Arabî – Fütûhât / Fusûs
• Hakikat – batıl ayrımı
• Basiret ve tek göz sembolizmi
• İlâhî devran
4. Hacı Bektaş-ı Velî – Makâlât
• Alperenlik ruhu
• Edep – erkân düzeni
5. Ahi Evran – Fütüvvetnâme
• Ahilik ahlakı
• Helal kazanç
• Edep irfan terbiyesi
III. TARİHÎ KAYNAKLAR
Şiirde geçen tarihî göndermeler şu kaynaklarla ilişkilidir:
1. Osmanlı Kronikleri
• Âşıkpaşazâde Tarihi
• Neşrî Tarihi
• Oruç Bey Tarihi
→ Alperenlik ruhu, fetih anlayışı, ahilik düzeni
2. Selçuklu ve Anadolu Tarihi
• İbn Bîbî – Selçuknâme
→ Ahi Evran ve fütüvvet teşkilatı
3. Modern Tarih Araştırmaları
• Osman Turan – Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi
• Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye
• Fuat Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar
→ Medeniyetin mayası: alperen + ahi + irfan
IV. SOSYOLOJİK ve FİKİR KAYNAKLARI
Şiirin toplumsal çözülme analizleri şu düşünce kaynaklarıyla paralellik taşır:
• Cemil Meriç – Bu Ülke
• Nurettin Topçu – İsyan Ahlakı
• Sezai Karakoç – Diriliş Neslinin Amentüsü
• Aliya İzzetbegoviç – Doğu ve Batı Arasında İslam
Bu eserler, şiirin “çöküş – yabancılaşma – kimlik kaybı – diriliş” temasını destekler.

🌟 KAYNAK ESERLER – BÖLÜM BAZLI OKUMA REHBERİ
1. İMAM GAZÂLÎ – İHYÂ-U ULÛMİ’D-DÎN
a) Nefis – Kalbin Hastalıkları – Merhamet
• Kitâbü Riyâzeti’n Nefs (Nefis Terbiyesi)
• Kitâbü Emrâzi’l Kalb (Kalp Hastalıkları)
• Kitâbü Tevbe (Tövbe)
• Kitâbü Sabır ve Şükür
→ Şiirdeki: nefis, cehennemleşmiş kalp, merhametin bitişi, fitne, gaflet
b) Haya – Edep – Ahlâk
• Kitâbü Âdâbi’l Müâşeret
• Kitâbü Âfeti’l Lisan
→ Şiirdeki: haya kaybı, edep çöküşü, Nemrutlaşma
2. MEVLÂNÂ – MESNEVÎ
a) Aşk – Nefis – Hakikat
• Cilt 1: Ney’in hikâyesi
• Cilt 2: Nefsin hileleri
→ Şiirdeki: aşkın çekilmesi, nefis cehennemi, şeytanın süslediği tuzaklar
b) Eren Nefesi – Kandil – Nur
• Cilt 3: Gönül kandili ve nur metaforları
→ Şiirdeki: kandiller, eren nefesi, diriliş ışığı
3. İBN ARABÎ – FÜTÛHÂT & FUSÛS
a) Basiret – Tek Göz – Hakikat
• Fütûhât, cilt 1: Basiret bahsi
• Fütûhât, cilt 2: Deccal ve tek göz sembolizmi
→ Şiirdeki: tek göz, derinliği görmeyen bakış, Deccal düzeni
b) Devran – İlâhî Tecelli
• Fütûhât, cilt 3: Devran ve kaderin dönüşü
→ Şiirdeki: devran dönmesi, günün yeniden doğması

4. HACI BEKTAŞ I VELÎ – MAKÂLÂT
a) Alperenlik – Edep – Erkan
• Dört Kapı Kırk Makam bölümü
→ Şiirdeki: alperen ruhu, yiğitlik + irfan birleşimi
5. AHİ EVREN – FÜTÜVVETNÂME
a) Ahi Ahlakı – Helal Kazanç – Edep
• Fütüvvetnâme’nin “Edep ve Kardeşlik” bölümü
• “Helal Lokma ve Ticaret Ahlakı” bölümü
→ Şiirdeki: Ahi Evran çeşmesi, billur pınarlar, edep irfan mayası
6. OSMANLI KRONİKLERİ
a) Alperenlik – Fetih Ruhu
• Âşıkpaşazâde Tarihi – Osman Gazi devri
• Neşrî Tarihi – Gaziler ve Alpler bölümü
→ Şiirdeki: alperen mayası, diriliş ruhu
b) Ahilik Düzeni
• Oruç Bey Tarihi – Şehir düzeni ve ahi teşkilatı
→ Şiirdeki: Ahi Evran terbiyesi
7. MODERN DÜŞÜNÜR VE SOSYOLOGLAR
a) Kimlik – Yabancılaşma – Devşirme Zihin
• Cemil Meriç – Bu Ülke (Kimlik bölümü)
• Nurettin Topçu – İsyan Ahlakı (Ahlâk çöküşü bölümü)
→ Şiirdeki: mankurtlaşma, devşirme zihin, kimlik kaybı
b) Diriliş – İrfan – Medeniyet
• Sezai Karakoç – Diriliş Neslinin Amentüsü
• Aliya İzzetbegoviç – Doğu ve Batı Arasında İslam
→ Şiirdeki: diriliş müjdesi, fidanlar, kandiller


🌟 ÖZEL BÖLÜM
ALPEREN & AHİ EVREN – BİR MİLLETİN MAYASI
Bu bölümde:
• Alperen ruhu
• Ahi Evran terbiyesi
• Osmanlı’nın yükseliş hamuru
• Bugün kaybolan değerler
• Diriliş için gerekli maya
detaylı şekilde açıklanmıştır.
________________________________________
🌟 SONUÇ BÖLÜMÜ
Çöküşten Dirilişe: Bir Milletin Kalp Atlası
Bu bölümde şiirin bütün mesajı özetlenir:
• Haya kaybolunca yüz kararır
• İman çekilince kalp boşalır
• Edep gidince erkek Nemrutlaşır
• Merhamet bitince tufan kopar
• Kök unutulunca cahil önder olur
• Basiret kapanınca tek gözlü fitne yükselir
• Secdeye düşmanlık başlayınca millet mankurtlaşır
Ama son kıta müjdeyi verir:
• Fidanlar yeniden boy verir
• Kandiller yeniden yanar
• Pınarlar yeniden akar
• Alperen ruhu yeniden doğar
• Ahi Evran terbiyesi yeniden dirilir
Bu milletin kaderi karanlık değildir.
Kaderi, fidanlarla, kandillerle, pınarlarla yeniden diriliştir.
________________________________________

İsmail Hakkı Soygeniş
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 23:07:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!