Şimdi ne farkımız kaldı ters döndüğü için çaresizce
çırpınan ayağı kırık bir kaplumbağadan
Ne farkımız kaldı köşe başında ölümü bekleyen
şarapçıdan?
Daha yirmisindeyken, henüz götündeki o jop izleri bile
geçmemişken, dövüle dövüle arabaya koyulan eli
kelepçeli işçi adamdan
Ne farkımız kaldı sevgilim?
Daha çıktığı ilk maçta aşil tendonları koptuğu için
altı ay sahalara veda etmek zorunda kalan doksan
beş numaralı futbolcudan
İntiharın kıyısına gelmişken bir banyo küvetinde
bileklerine uzun uzun bakan kadından
Doğduğu gibi ayaklar altında ezilen karıncadan
Yazıldığı gibi kimse okumadan yakılan bir şiirden
Henüz yarısındayken çamura bulanmış bir şekilde
usul usul sönmeyi bekleyen bir sigaradan
Dünyadaki bütün yükleri sırtlayan ama annesinin
tabutunu omuzlarında taşırken köpek gibi ağlayan adamdan
Ne farkımız kaldı?
Yıkıntılarının ardından bir kaldırım kenarına oturup
aceleyle sigarasını yakan adamdan
Sokağın ortasında linç edilen bir travestiden
Son sayfası yırtık bir kitaptan
Alın yazısına bile mürekkep yetmeyen küçük Ayşelerden
Ne farkımız kaldı sevgilim?
Bir gece yalnız başınayken Tanrı'ya olan sinirini
yatıştırmaya çalışan on sekizinde körpe kızdan
Ölümün kokusunu yavaş yavaş almaya başlayan bir
kanser hastasından
Ne farkımız kaldı bizim?
Söyle kurban olduğum
Söyle nur yüzlüm
Söyle gök yüzlüm
Bozguna uğramış hayalden
Yanlış zamanda hep yanlış yerde olmaktan
Yaşadığına dair tek kanıtı nefes almak olan bir adamdan
Ne farkımız kaldı?
Sen nasılsın inan bilmiyorum
Ama şunu bil ki sevgilim
Deprem olmadı
Yine de yıkıldım
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 01:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!