Görmek ne kadar da farklı olacak sanırdım
Karanlığını gecelerin
Ve gerinerek ışımasını günün
Oysaki her şey aynı
Parktaki çocukların çığlıkları
Köşede gitar çalan adamın neşesi
Ayın karanlık yüzü
Düşünce payıma
Beğenmedim açıkçası
Ama, ne yaptın ki
Aydınlığı istersin deseler
Verecek cevabım da yoktu
Bulutların ardından
Seyrederim seni
Sessizce
Tanımazsın
Ama bilirsin
Rüyalarından beni
En sevdiğim mevsimdeyim
Her tomurcuğun seni açtığı mevsimde
O yaşlı adam ben değilim artık
Ya da en yaşlı benim bu dünyada
Günler geçiyor gözümün önünden
Bir yanım uzayıp giden yollar
Sarardı mıydı yaprak hasretinde
Bir hayal kelebeğin kanadında
Uçar, yakalayamazsın
Kayboldu muydu güneş şavkında
Bir bıçak gözlerinin karası
Sarı bir yaprak
Düşüp karışmak için
Diğerlerinin arasına
Kurudu can sıkıntısıyla
Haylaz bir rüzgâr
Kopardı onu
Ne zaman yağmur yağsa
Zihnimin kapısı çalınır
Sokaklara sürüklerken
Ayaklarım beni
Görünce yüzünü
Yağmurun ıslaklığı kurumamış yollarda yürüyorum
Yalnız başıma
Ve birkaç sarhoşun şarkısı yankılanıyor sokaklarda
Zihnimde koşuşturan düşünceler arasında
Gecenin sessizliğini bozan ayak sesleri duyuyorum
Sunabilseydiniz
Kalbinizdeki gizli hazinenizi
Ya da saklamasaydınız
Bakışlarınıza sinmiş duygularınızı
Yazmak zorunda kalmazdınız
Sevginizin çığlıklarını kâğıtlarınıza
Dünyanın bir köşesinde
Gölgelerimle oturuyorum
Ellerimde solgun çiçekler
Derinlerde bir yerlerde
Kalın bir zırh örülmekte yüreğime
Biliyorum, ağlamam gerek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!