Yâ Rab,
dil-i bîçâremi dergâhına pervâz eyle,
bu gönül bir harâbât,
sen ihyâ eyle.
Ömrüm serâb oldu,
hakîkat sanıp koştum,
her vuslat bir hicrân çıktı,
her gülşen bir hâr.
Ben kendimde kayboldum,
sen beni kendine buldur.
Ne çok sevdim mâsivâyı,
ne az andım seni…
Dünya bir âyîneydi,
ben suretime kandım.
Gözüm nûrdan mahrûm,
basîretim gubâr;
lütfeyle yâ İlâhî,
bu perdeyi kaldır.
Biliyorum,
rahmetin gazabını geçmiştir,
lâkin ben edebin yolunu şaşırdım.
Günahım kesîr,
amelim fakîr,
ümîdim sensin.
Ey Kerîm,
ben sana layık kul olamadım,
ama senden başka kapı da bilmedim.
Hangi dergâha varsam
yüzüme kapandı,
senin kapın hâlâ açık.
Nefs bir Firavun gibi
taht kurmuş içimde,
aklım Mûsâ,
fakat asâsı kırık.
Bir “kün” de yâ Rab,
boğulsun bu benlik
rahmet denizinde.
Ben ki bir damla günahım,
sen ki bir ummân-ı mağfiret.
Ben ki bir zerre hicrân,
sen ki bir şems-i hidâyet.
Bu nisbetle baktım da,
utandım kendimden.
Eğer affınla bakmazsan,
kim kurtarır beni?
Eğer sen örtmezsen,
hangi perde yeter aybıma?
Son sözüm yok yâ Rab,
kelimelerim de secdeye vardı.
Bu şiir bile bir duâdır,
kabulü senden.
Ben kapında sustum,
çünkü bazen
en doğru yakarış
susarak ağlamaktır.
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 12:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!