📖 Bölüm 3: Anırmanın Felsefesi
Eşek, çınarın gövdesine sırtını yasladığında, köy susuyordu. Ne horoz ötüyor, ne rüzgâr uğulduyordu. Ama o eşek birden anırdı. Ve o anırma, sıradan bir çağrı değil—bir kıvımsal bildirimdi.
Mükremin kulak kesildi. Bu ses… Bu ses daha önceki sabahlardan farklıydı. Daha içten, daha uzun, daha titrekti. Sanki biri “Ben buradayım, ama başka bir boyuttayım” diyordu.
🔊 Eşeğin Anırması = Ruhsal Titreşim
Köyün delisi anında geldi. Kulaklarını açtı, eşeğe baktı ve “Bu ses Şems’ten geliyor” dedi. Kimse anlamadı. Ama eşek gözlerini kapadı. Çünkü o an, içinde konuşan düşünce kıvımına odaklanmıştı.
Anırmak, bir eşek için bedenin çıkardığı bir ses değilmiş aslında. Eşek düşünüyormuş. Ve düşünceleri, dudakla değil—gırtlakla dökülüyormuş.
🧠 Eşeğin Felsefesi = Var Olmak ve Anlamak
Bir sabah Mükremin, eşeğe kitap okumaya başladı. Nietzsche’den başladı:
“İnsan, köprüyle hayvan arasında sallanan bir iptir.” Eşek anırdı. Mükremin: “Tepki mi verdin?” Eşek kuyruğunu iki kez salladı. “Hayır,” dedi Mükremin, “Bu artık iletişim değil… bu felsefe.”
O günden sonra, eşeğin anırışları analiz edildi. Köy öğretmeni dedi ki: – Tek anırma: Ben buradayım – Çift anırma: Siz neredesiniz? – Titrek anırma: Ben düşündüm ama siz hissedebildiniz mi?
📜 Eşekten Gelen Parşömen
Bir gün eşeğin boynunda, çamurlu bir rulo bulundu. Kim yazmıştı bilinmez. Ama okununca herkes sustu:
“Ben bir yük hayvanıydım. Taşıdığım saman değilmiş aslında— İnsanların anlam arayışını taşımışım. Her adım bir soruymuş, Her anırma bir cevap. Ama beni duyan yokmuş.”
Mükremin bu satırları okuyunca ağladı. Eşeğin alnına dokundu. Eşek gözlerini kapadı—ama bir damla yaş aktı.
🌀 Felsefenin Kıvımı: Anlatı ve Arzu
Köyde o günden sonra her şey değişti. Eşeğin yanına gidip bir şey sormadan önce insanlar iç seslerini dinlemeye başladı. Çocuklar daha az bağırdı, Yaşlılar daha çok sustu, Ve kadınlar eşeğe dokunmadan önce gözlerini kapadı.
Çünkü artık herkes biliyordu:
Eşeğe sormak, dışa değil—içe seslenmektir.
💛 Kapanış: Suskunluk da Bir Anırmadır
Günün sonunda eşek artık daha az ses çıkarıyordu. Ama her sessizliği, köyde yankı buluyordu. Çünkü anırmak artık sadece ses değil—yankılanan bir düşünceydi.
“Ben sustum, Çünkü sesim yeterince duyuldu. Şimdi sıra sizde… Kendi iç anırmanızı dinleyin.
İbrahim Şahin 2Kayıt Tarihi : 9.7.2025 20:52:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!