Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi (1975). Bursa Yüksek Tahsil Talebe Derneği Başkanlığı yaptı (1972-1973). ‘Sur Dergisi’ni çıkardı (Nisan 1972-Temmuz 1973). İstanbul’a gitti. Millî Gazete’de redaktör ve sayfa sekreteri olarak çalıştı (1973-1978). Bursa Marmara Gazetesi yazı işleri müdürü oldu (1978-1980). Sur Kitapevi’ni kurdu (1978-1987). Sur Kitapevi’ni kapatarak Sur Yayınları’nı kurdu (1987 ->). Aralıklarla Elâzığ-Karakoçan ve Bursa’da Edebiyat öğretmenliği yaptı. Müdürlük ve öğretmenlik yaptığı SHÇEK’ten emekli oldu (2001). 1980 yılında spor olarak yapmaya başladığı ‘dağcı’ yanı ile tanındı. Geçmiş zamanla günümüzü buluşturan hayal ve imgelerle örülü şiirlerinde umut, sevgi, doğa, yiğitlik, ölüm, keder, özlem temaları ile zarif benzetmeleri ustalıkla kullanan şairlerden oldu. Yayınlanan ilk yazısı bir hikâye olup; M. Kemalpaşa’nın ‘14 Eylül Gazetesi’nde yayınlandı (Aralık 1968). Bosna Kitabı’ndaki bazı şiirleri Bosnalı Şair Cemalettin Lâtiç tarafından Boşnakça’ya çevrildi. ‘Koşu’ isimli hikâyesi Bulgarca bir antolojide yer aldı (2008). Mücahit Koca’nın gazete yazılarının dışında; ayrıca Sur, Adım, Sanat-Edebiyat, Kardelen ve Yedi İklim gibi dergilerde şiir, hikâye ve denemeleri yayınlandı.
Eserleri
ŞİİR
Şiirler: I/Ebcedhan (1. Baskı: 1987 – 2. Baskı: 2009)
Şiirler: II/Ermiş Sevinci (1. Baskı: 1990 – 2. Baskı: 2009)
(Yıldızdan Feleğe (1. Baskı: 1994) ile birlikte )
Şiirler: III./Alaturka Divan (1. Baskı: 2009 – 2. Baskı: 2011)
Şiirler: IV/Kılıç ve Kelebek (1. Baskı: 2009 - 2.Baskı: 2011)
Şiirler: V/Dağ Çağrısı (1. Baskı: 1999 - 2. Baskı: 2015)
Şiirler: VI/Kudüs’e Ağıt (1. Baskı: 2008 - 2. Baskı: 2015)
(Bosna Kitabı (1. Baskı: 1999) ile birlikte)
Şiirler: VII/Mukaddes Hayat (2015)
Şiirler: VIII/Surnâme (1. Baskı: 2006 -2. Baskı: 2017)
Şiirler: IX/Kardeşlik Ülküsü (1. Baskı: 2008-2. Baskı: 2017)
Şiirler: X/Yeni Yürek (2017)
Şiirler: XI/Âşıklar Caddesi (2017)
Şiirler: XII/Rubaîler (2017)
ROMAN
Asım’ın Nesli ( 2004)
Övülmüş Şehir (2011)
HİKÂYE
Veysel Hoca’nın Tufan Öyküsü (2001)
Güçlü Rüzgârlar Üzerine Yemin (2001)
DENEME
Ateşte Gül Dansı (2001)
Şair Gözünün Gör Dediği (2001)
BİYOGRAFİ
Şairler Silsilesi (2013)
GÜNLÜK
Bir Mistik Dağcılık Hikâyesi (2013)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!