Bir kuş geçti göğsümden. Tüyü kaldı, kanadı gitti.
İşte o gün ilk kez eğildi terazi.
Kimse görmedi.
Çünkü mizan, demirden yapılmaz. Vicdanın en sessiz yerinde bir nefes gibi salınır.
Bir kefesinde söylediklerim, diğerinde sustuklarım... Bir kefesinde aldıklarım, diğerinde fark etmeden eksilttiklerim.
Meğer insan, başkalarına değil, en çok kendi kalbine tartılırmış.
Taş sandığım nice şey rüzgârmış. Önemsiz dediğim bir tek söz, dağlardan ağır çıkmış.
Bir yetimin iç çekişi, bir annenin gizli duası, bir yabancıya uzanan el...
Meğer dünyanın ağırlığı bunlarla ölçülürmüş.
Ey kalbim...
Toprak olmayı öğren. Su, en alçak yere akar. Rahmet de...
Belki bu yüzden en çok eğilenler en önce doldurulur.
Ve gün gelir; bütün isimler düşer, bütün unvanlar susar, bütün alkışlar rüzgâra karışır.
Geriye bir avuç hakikat, bir tutam merhamet, bir de kimsenin bilmediği secdelerin ağırlığı kalır.
İşte o zaman mizan konuşur.
İnsan susar.
24.07.2026
Simya Nuran AksoyKayıt Tarihi : 25.07.2026 00:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!