Çıldırmış yıldırımlar,
düştüğünden beri
tevekkülle örülmüş damlara,
beklemekteyim
ne zaman bitecek diye
şu amansız secde,
Çok insan bırakıyorum geride,
Yetiyor her düştüğümde
Ufak bir gülüş...
Altı gün kurban ediyorum
Her geceye —
Güneş yerine yetiyor
Yine geldi mevsimlerin efkârlısı,
aldı götürdü gökyüzünün mavi edasını.
Bir başkadır şimdi akşamın kederi,
bir başkadır rakının tadı.
Bir gözlerin kaldı geriye;
Gece diye karasında.
Bir kadeh aşkı içeceğim,
Bir tenin kaldı bana,
Güneş niyetine yüzüme süreceğim…
Düş görmeyi severdim
Berrak bir nefes verirdi
Gençliğin tozu toprağında
Çok su döktüm
Çamura döndü
Özler oldum tozu toprağı
ne gemiler yaktık
kim bilir ne gemiler yakacağız
adı sanı olmayacak girdiğimiz denizlerin
ne gök kuşağından bir renk
ne de bir insan sesi
sadece özgürlük...
Mutluluk,
bazen vazgeçmeyi bilmektir;
yaşamak dediğin,
unutabilmektir bazı şeyleri.
Unutacaksın mesela —
Çırpınan kalbinle bak ayın beyazlığına
Zamanımız ufalanmışsa da çoktan,
Ben de bakıyor olacağım o beyaza,
Kırık kanatlı bir kuşun gözleriyle.
Belki bir gün sarmazsa bedenini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!