Miraç anlamını biliyorsan eğer, gönlünü yücelere aç.
Öyle bir aç ki gönlünü, insanlığın gör halini, azı tok, çoğu aç.
Öyle bir açlık ki bu, açlığı fark edecek yüce gönülle muhtaç.
Ya Rab, yüce dergâhında en kıymetlini ağırladığın gecedir bu gece,
Ne hikmetler gizlidir kim bilir ki, hala bir bilmece.
Nice gözler var ki o mübarek buluşmaya şahittir an be an.
Öyle gönüller var ki bu gece Ol MÜBAREK Zat’a ayan ve beyan.
Miraç. Aç ellerini o kutsal buluşmanın hürmetine semaya aç.
Aç günah kapılarının tümünü ki, şüphesiz affa muhtaç.
Ya Rab, sana açık ellerimi boş çevirme bu gece.
Günahlardan arınarak yaklaşayım sana iyice.
Ben hak ettiğim için değil, sen merhametlisin diye
Huzurunda boyun büktüm, nefsime olmuşum köle.
Tüm azalarım iznim olmasa da geldiğinde dile,
Utancımda sen sakla Ya Rab, settarsın, ğaffarsın,
Tüm dertlere dermansın, arşa hâkim, arza malik, gufransın.
Sen bunca rahim iken, kulların niye yansın?
Cennetinin her yanı kapı olsun, niçin sekizle sınırlarsın?
Cehennemin yakıtsız kalsın, dilersen hiç kurmazsın.
Rahim Allah, Rahman Allah, La ilahe illallah.
Sen ki her isteği oldurmaya kadir Allah.
Bencillikle her duamın kabulünü isterim,
Hayırlıysa amenna, hayırsızsa hayreyle derim.
Tüm kâinat emrine amade değil mi ki?
Bunca acı, bunca kan niye aksın bilmem ki?
Savaşlara son versen, sevginle sarmalasan,
Açlığa bir dur desen, haznenden hep giydirsen.
Tüm dertlere derman, tüm borçlara eda etsen,
Kabirler gülistan olsa, sırat hepten asan olsa.
Tüm şeytanlar görevsiz, ifrit de işsiz kalsa
Ya Rab, tüm kâinatın yegâne Rabbi sensin.
Bu aczini bilmeyen, aciz kullar neylesin.
Ellerimizin açılan makamı sensin belli.
Hayır, dualarımıza “âmin” desin tüm veli.
Miraç’ın tacgahına hem vaadin var senin.
Arkasına sinmişiz ol mübarek kimsenin.
Şanına yakışır mı Rabbim bizi aciz bırakmak.
Ak, Ey sultanlar sultanı! Ak, yüreklerimize ak.
Miraç, gerçek, miraç nur. Bu nura kâinat olsun gark.
Miracın hürmetine Rabbim, kıl kalplerimizi berrak.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta