Milletin devlet aşkı platoniktir.
Devlet var olma ve her koşulda ayakta kalma mücadelesi verir. Devletin milletine bakışı, milletin devlete olan sevgisi gibi kayıtsız-şartsız ve ölümüne değildir. Devlet milleti için şartlara göre ufak-tefek fedakarlıklar eder, fakat prensiplerinden feragât etmez. Devlet fedakarlık eder, fakat milleti için kendini fedâ etmez. Bu "Devlet" olmanın gereğindendir.
Devletin duygusu yoktur, menfaati vardır. Devletlerin güçlü olma ve güçlü kalma gayreti vardır. Milletine kendine menfaatince sığınır, milletine kendi menfaatince başvurur. Bu durum acımasız gibi görünse de, devlet olmanın yegane prensiplerinden biridir ve hayatın siyasi akışı gereği böyledir; Milletin devlet aşkı platoniktir.
Mesela, bir savaşa girerken milletinin durumundan önce, kendi varlığını sürdürme durumunu değerlendirir, ancak öyle karar verir. Devlet, içinde barındırdığı milletten "bir eksik, bir fazla varmış" derdine düşmez; O'na hizmet eden ve etmeyen diye milletini ikiye ayırır, milletini bu doğrultuda sınıflandırır.
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken



