Nefes alıyorum, kara kapkara bir göğün altında. Yüreğim onulmaz acılarla dolu. Ama dedim ya sana bir şarap hüznü sonrasında “ seni sevmek kolay, ayrılmak zor” diye. Şimdi omuzlarımı inatla ıslatan kara inat yürüyorum, hayallerimizde denize benzettiğimiz koca bir yoksunluğun kalbinde.
İnan, inan ki devam edebileyim derdimi anlatmaya. Sen sustuğunda susacaktır usum, susacaktır küçük bir yetim çocuğunun kalbi gibi yüreğim.
Ben ki aşka olan tüm inancını satmıştım bir limana sığınmak uğruna. Lakin hesap etmediğim bir şeyler varmış sevgili. Ben ağır yaralı yatarken sedyede, unutmuşum içine daldığım, koca bir bilinçsiz uykuyu. Şimdi sen dokunurken parmaklarıma utangaç parmaklarınla, uyanıveriyorum ansızın.
Tüm dünya bir kıyamet söylencesinin ardından koşarken, ben dirilişimi görüyorum gözbebeklerinde. Öylesine yarılıyor toprak üzerimden, öylesine ölü toprağına gömülmüş yüreğim atıyor yerin altında. Dünyanın her yeri sarsılıyor depremlerle. Mütevaziliğim kıyıyor canına kıyametin tenhalığında. Kusura bakma sevdiğim, burada, bu ölü kokan yerin altında yaşama merhaba derken çiçeklerim, görmezden gelemem acılarımı ve onların beni tekrardan var eden duygularını.
yumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul bana
suyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,
bir yanımızı defneler sarsın...
demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahları
zeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdek




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta