Dua, sessizliğinde,
Dert yağıyor, gökyüzünden.
Tüm sesler, sustu.
Anlatmayı bıraktı hayat, dilinde.
Rüzgarlar, uzak diyarlardan esiyor.
Birkaç yüzyıllık ölüm bu.
Zamanın kollarında.
Matem havasında turnalar.
Kalan göçlerimin, yorgunluğunda.
İçimde, yağmursuz fırtına.
Ben yağmur sonrasıyım.
Solmuş çiçekler ülkesi.
Sen getirirdi bulutlar, olmadığın zamanlarda.
Bahçemde yılgın atlar, yürürdü.
İncir ağacının, ikindi serinliğinde.
Hiç gitmediğim, yerler gelirdi, kapıma yorgun.
Soğuk, gar gece yarısı.
Çeşm-i siyahın, güller ülkesi.
İçim üşüyor, iğde ağaçlarının, buz tutmuş gölgesi.
Bekliyorum seni, demir bankların, kimsesizliğinde.
Gönlümün yorgunluğunda, buzdan sarkıtlar.
Acı, kekremsi, buruksun.
Daha olmamış.
Sıkıca tutunmuşsun, dünyaya
Yumsan gözlerini,
Bitti, sanki her şey
Bilsen, son değil.
Sokaklarım, Arnavut kaldırımı.
Gecenin siyahında, çıngırak sesleri geliyor uzaktan.
Soğukta, ceplerimde bir ben yanmakta.
Dumanında efkâr bulutları, uyumakta.
Havada bir acem türküsü, uzak diyarlardan.
Senin sevdiğin şarkılar çalıyor radyoda.
Yoksunluğunun, ateşi bu
Nasıl yandı bütün gece,
Sonra ağaç yandı, toprak yandı.
Rüzgâr uzaklaştı usulca.
Bulut yetişemedi, yağmur yandı.
Anladık közü, kül de yandı.
Yıldız bahçesinde ruh.
Üşüyecek camlarda, can.
Dünya yaratıldı, yedi günde, kıyamet için.
O yüzden anlamsız zaman.
Sen de var anlam.
Hayat, aşk, ölüm ve nice.
Gideni boldur, bu şehrin.
Kalanlarının, yanında.
Mevsimi hep göç, vakti.
Beklemez sonbaharı.
Uykusuz, satır arası hayatlar.
Sura üfledi İsrafil.
Uyandı berzahta ölümlü.
Bedenlerini giydi mevkufta.
Herkes en güzel yaşta.
Başladı yedi günlük sorgu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!