Metin Duran Şiirleri - Şair Metin Duran

Metin Duran

Felek senin derdin ne bilemedim
Yazdın alın yazım sildiremedim
Öldüm bittim dedim getirtemedim
Yaktı şu gönlümü söndüremedim
Yaktığı ataşı söndüremedim
Tutuştu yüreğim söndüremedim...

Devamını Oku
Metin Duran

Ben senin bana sevda dolu
Bakışını,
Bir ırmak gibi yüreğime
Akışını sevdim.
Ben senin sadece baharını değil,
Yazını, sonbaharını hatta

Devamını Oku
Metin Duran

1950 yılının eylül ayıydı. Yaz mevsimi biraz nazlanarakta olsa yavaş yavaş kendini sonbahara bırakıyordu. Havalar daha sıcak, sıcaklar daha kavurucuydu. Anadolu’nun çoğu yerine henüz elektrik ulaşmamıştı. 1930 doğumlular askere alınıyordu. Muğla ilinin köyceğiz ilçesine bağlı şu anda Dalaman olan karaçalı (çakallık) ve çevre köylerin gençleri askerlik görevlerine gitmek üzere karaçalıda toplandılar.
- Mehmet sen hangi kamyonla gideceksin.?
diye sordu Fevziye köyünden Osman.
-Seyfettin amca ile gideceğim.
Sabri, cemil ve Muhammet te onunla gidecek
- Tamam bende sizle geliyorum.

Devamını Oku
Metin Duran

Bir yanın akdeniz, bir yanın ege
Düşlerdeki sevgilisin Yeşil dalaman
Sunduğun deniz kum ve güneşle
Dünyanın hayalisin Yeşil dalaman

En güzel koyların cenneti andırır

Devamını Oku
Metin Duran

Hapsettim seni yüreğime,
Ömür boyu orada kalacaksın.
Belki yargısız infaz oldu ama,
Sen ki bundan habersiz olacaksın.

Kırdım kalemi cezan müebbet.

Devamını Oku
Metin Duran

Bir çınar ağacına yaslanmışım.
Temmuzun sıcak bir akşamında.
Kısarak gözlerimi,
Uzun uzun düşlere dalmışım.
Kendi dertlerimden vazgeçip,
Memleket meselelerine yol almışım.

Devamını Oku
Metin Duran

Soluğum susar
Baktıkça yosun gözlerine
Uzanır düşlerim yollarına
Dayanır duygularım kapılarına
Irmak olup akarım yüreğine
Bir türkü mırıldanır dilim

Devamını Oku
Metin Duran

Nasıl anlatsam, nereden başlasam
Bilmiyorum….
Sussam hiç konuşmasam
Gözlerimden anlar mısın derdimi güzel dost..
Omzumda bunca gam kederle
Kırk yıldır yollardayım

Devamını Oku
Metin Duran

Başak sarısına benzer saçların
Yel estikçe savur yarim yüzüme
Zeytin karasına benzer gözlerin
Her bakışta sapla yarim gönlüme

Eğer bir gün bana gelmek istersen

Devamını Oku
Metin Duran

Koskocaman gövdesi, iri dallarıyla hoyrat bir meneviş vardı bahçemizin köşesinde... Bulunduğu yer bahçemizin üç yola bakan sınırındaydı. Öylesine geniş yayılmıştı ki, üç yol'un kavuştuğu meydanı tamamen kapattığı gibi bir tarafı da neredeyse bizim bahçeyi ortalıyordu. Gölgesi o kadar koyuydu ki her yaz pamuk tarlalarından kaçabildiğimiz zamanlarda soluğu onun gölgesinde alırdık. Dallarında birkaç salıncak devamlı asılı dururdu. Yanı başında çeşme vardı. Çeşmenin arkasında kocaman bir portakal ağacı ve yan tarafları böğürtlen ve hayıtlarla kaplıydı. Herkes suyunu o çeşmeden alırdı. Bu yüzden çeşmenin başında kadınlar, kızlar sıralar oluşturur, zaman zaman yarım saatten fazla beklenir, bu bekleme süreleri boyunca sohbet ederlerdi.
Menevişin dallarında bir çok kuş yuvası vardı. Hele ağustos aylarında ağustos böcekleri o kadar ses çıkarırlardı ki. Onların seslerinden rahatsız olur zaman zaman menevişin dallarına taşlar atarak ağustos böceklerini kavalamaya çalışırdık. Menevişin gövdesi o kadar geniş o kadar genişti ki oynarken onun etrafında dönerek oynanan değişik oyunlar türetmiştik arkadaşlarla.... O koca meneviş huzur veriyordu insana. Hatta bahar aylarında menevişin filizlerinden toplar onları annem pişirir yoğurtlamasını yapardı. Çokta severdik tadını. Birkaç lokma alıp üzerine su içtiğimiz zaman şeker tadı verirdi içtiğimiz suya....
Annem zaman zaman sızlanırdı babama. Şu koca menevişin gölgesinden bahçede bir şey yetişmiyor ne yapsak acaba derdi. Babamda sinirlenir yaa şu asırlardır yaşayan koskoca ağacı nasıl keseriz, o ağaç olmazsa buranın ne anlamı kalır derdi. Bende bir ara bu konuşmaya kulak misafiri olmuştum ve birkaç gün çok merak etmiştim. Hatta rüyalarıma bile girmişti koca meneviş kesilecek diye ağlayarak uyanmıştım.....
Okulların açılmasına az bir zaman kalmıştı. Okul önlüklerimizi hazırlıyorduk. Bana lale ablamın okul önlüğünü uygun görmüşlerdi.Annem yeni bir önlüğe gerek yok yepyeni önlük boş yere para vermeyelim demişti. Ben istememiştim önlüğü ama kabul etmekten başka çare yoktu. Tek cepli olurdu kız öğrenci önlükleri ve onun yanına annem bir cep daha dikip vermişti bana. Kitaplarımı bir üst sınıfta okuyan amcamın oğlu Mehmet ten almıştım. Diğer ihtiyaçları da babam çarşıya indiği zaman getirecekti.
Biz yine fırsat buldukça koca menevişin dibindeydik. Pazar günü gelmişti. Babam pazara inecek hem bizim okulla ilgili eksiklerimizi, hem de evin ihtiyaçlarını temin edecekti...
Ağustos ayının son günleriydi. Babam pazardan dönmek üzereydi. Bir süre sonra yanında köy muhtarı İzzet ağa ve Hakkı amcamla birlikte camiden bizim eve doğru geliyorlardı. Fakat Babam yüksek sesle ve sinirli bir şekilde olmaz böyle şey diyordu. Muhtar ve amcam babamı ikna etmeye çalışıyor başka seçeneğin olmadığını söylüyorlardı. Bizim oyun oynadığımız yere koca menevişin altına geldiler ve babam gözlerini yukarı çevirerek bu koca ağaca kıyılır mı? diyordu. Bir anda şok olmuştum koca meneviş kesilecekti. Elektrik gelecekti köye.Koca meneviş tüm yol güzergahlarını kapatıyor elektrik hattının geçmesini engelliyordu. Onlara göre başka seçenek yoktu ve yetkili makamlardan o ağacın kesilmesi ile ilgili izinler alınmıştı.

Devamını Oku