İstanbul'da doğmuştur.
Var mı senden başka derdim, kederim?
Olsa da taş basar bağrıma yine çekerim.
Görsem o gül cemalini bir kez,
Böyle yüce bir mucize, elbette ki tesadüf olamaz!
Nasıl ki çeşmeden su akmadan, testi su ile dolamaz,
Olmadan bir Yaradan... ne Güneş, ne Ay, ne de yıldızlar,
Biz bu Dünya’yı çok sevdik Yarab,
Her türlü eğlenceyi vermişsin bize.
Şarap isteyene şarap,
Söyleyin bu nasıl bir oyun?
Nasıl otlağa gider her gün,
Çobansız bir sürü koyun?
Hikmetinden sual sorulmaz bilirim, ama
Stresten strese atılmadan,
Yok mu rızık Yarab bana Dünya’da?
Bağrıma karabasan çökmeden,
Yok mu nefes Yarab bana Dünya’da?
Köpek balıkları görmeden,
Allah, alırmış geri, bir bir verdiklerini,
Kırar yıkar yerle bir edermiş,
O put diye bildiklerini;
Paranı, pulunu, malını, mülkünü,
Namını, şanını, şöhretini,
Gücünü, saltanatını, kudretini.
Bir kukla tiyatrosu var oynanan
Biz değil miyiz kuklalar... oynayan?
Hem oynarız hem ederiz seyran
Rakıda şarapta teselli ararken,
Beni şiire müptela eyledin.
Bir dost yüzü arar iken gurbette,
Hüznümün yansıması var gözlerimde,
İnsanları sevişim tebessümümde.
Yunus Emre, Hacı Bektaş gizli, neslimde.
Kurtuluşum, ölmeden, daha burda,
Canı Canan'a teslimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!