Bir masal anlatmalısın çocuk
İçinde kuyruklu yıldızlar olsun
Yaşamayı ve ölmeyi öğretmelisin çocuk
Ta ki taş kesilmiş kalplere merhamet dolsun
Bir masal anlatmalısın çocuk
Bir an donar kalemim Sırçalı sarayımda
Harf harf dökülür kanım bu hiçlik girdabında
Saatler bir urgan gibi sarar bütün ruhumu
Bir meşveret meclisi bir idam sehpasında
Billurdan sesler gelir gece karalığında
Hatırladım akşamdan kalan hüznü
Ne menzili belli ne yolları görülür
Gül kokan uçurtmalar asumanda süzülür
Hatırladım manada yitip giden bir ömrü
Önce bir ıtır kokar titrek yaz akşamlarında
Bu gözler miydi varlığın esrarında süzülen
Gölgelerle örülmüş bu ebedi gök benim
Biz sukut erleriyiz sonsuzlukta titreyen
Hakikat aynasında bu yansıyan yüz benim
Bu halvet meclisinde bir varmış bir yokmuşum
Kim hangi mevsim hangi saat kapımda
Avucumla silerken çocuk gözyaşlarımi
Varlık aleminlerinden süzülürken yokluğa
Yumarken gözlerimi gümüş renkli uykuya
Kim bilir hangi gündü beni benden aldığın
Kimdir bu ben? Kimdir karşımdaki hayalet
Hiçliğin ortasındayım kızılca bir kıyamet
Erirken kelimeler yıkıldı bak her duvar
Zihnimde kaybolan bir kudretin rüyası var.
Kimdir bu ben? Kimdir bu yitik kimlik?
Hayallerim vardı ömrümden daha uzun
Yumruklar sıkıldı betondan duvarlara
Sokaklar aradım beni sarsın ve uyutsun
Kanatlandı gönül kuşum uçta taa uzaklara
Bir sırra ermekmiş meğer ömürlük düşün
Beklemez mi ufuklar yeni doğan sabahı
Küflenmez bir hakikat taşıyor ıstırabı
Sarsılsa da gök kubbe inlese de yeryüzü
Müjdeler bize her ölüm, doğacak inkılabı
Gölgeler aslını bulunca gece o zaman diner
Sanki her köşe başını tutmuş kara ifritler
Masa mermer bir tabut, lamba sönük bir fener
Varlık denen bu rüya bir akşam böyle söner
Söyle sen ben misin yoksa ben miyim senin gölgen
Sendin, gönlüme değdi gecenin son nefesi
Ne dünüm kaldı bende, ne de yarına meylim
Kan kırmızı güllerden süzülüyor nağmesi
Adını saklarken kendimden, avuçlarda eskidim
Gölgeler düştü, omuza çöktü akşamüstleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!