Meşguliyet denen koca bir yalan,
Herkesin bir derdi, bin işi vardır.
Zaman sarayından geriye kalan,
Gönül kapısının gümüş eşidir.
Sana yer açmayan yola kul olma,
Beyhude koşturup sararıp solma.
Vefasız bahçede sakın gül olma,
O bağın baharı, zemheri kıştır.
Gözünün içine bakmayan göze,
Ruhunu aşk ile yakmayan söze,
Ateşi içinde tutmayan köze,
Üfleyip durduğun boş bir uğraştır.
Emek ki kutsaldır, ziyan edilmez,
Haber gelmeyince yola gidilmez.
Kadir bilinmeyen menzil güdülmez,
O yolun vuslatı, kanlı savaştır.
Zamanın heybesi deliktir inan,
Gününe gün ekle, geçiyor devran.
Sana vakit veren, gerçek bir yâran,
Geriye kalanlar sadece düştür.
Kendini unutup el için yanma,
Her tatlı kelâmı hakikat sanma.
Ruhunu doyurmaz o kuru anma,
Ziyan olan ömür, ağır bir taştır.
Kimi "vaktim yok" der, çekilir yana,
Kimi dünyasını bağışlar sana.
Yer açan insanın canı kurbana,
O candaki cevher, paha biçilmez iştir.
Biriktirme boşa o yorgun anı,
Tüketme şu kısıtlı, aziz zamanı.
Aramızda kalsın hayatın canı:
Kadir bilenlerle her mevsim hoştur.
Emek verdiğin yer gönül sarayı,
Vefa ile kapat derin yarayı.
Vaktini çalandan aç mesafeyi,
Zira o kalabalık hep bomboştur.
Garip Murat der ki; dur ve bir düşün,
Kime feda oldu hayalin, düşün?
Değerini bilene kalsın gülüşün,
Geriye kalanlar gözünde yaştır.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 15:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!