MEMLEKETİM
bu hikaye sevdiklerini beraberinde götüremeyenlere armağanım olsun;
Hatırlar mısın gönül? sırtın gerisindeki armut ağaçlarımızı, hani İlyasların çayırının başındaki armutlarımızı.
hani ikimizde çok küçüktük ya işte o zamanları, yahu nasıl hatırlamazsın aşk olsun gönül.
hani iki tane kuzumuz vardı seninkinin adı kınalı benimkinin adı sarı kızdı acıkınca birlikte gider altlarında armut yerdik ya işte o armutlarımız gönül, hatta memleketten göçeceğimizi öğrenince altlarında günlerce ağladığımız armutlarımız gönül.
hatırlasana gönül benim sarı kız ile senin kınalı satıldıklarının farkında bile değillerdi, köyümüzdeki son günlerimizde sattığımız adamdan hep kaçıp geliyorlardı birlikte armut yemek için,
bizde armutları önlerine topluyorduk çok yesinler diye, karınları doyunca da gelip kucağımızda uyuyorlardı. hala hatırlamadıysan benimle konuşma kalbimi kırıyorsun gönül.
geçenlerde bak ne oldu dinle gönül, uzun yıllardan sonra gittiğim köyümüzde önce o armutlarımız 'a koştum ve inanamazsın gönül, armutlarımız beni görünce bütün yapraklarını sallamaya başladılar.
yaprak hışırtıları çığlık sesleriydi sanki, onlara sarıldım hem ağlıyor hem kokularını derinden soluyordum gönül.
yıllardır hani bir memleket kokusu hissederdik ya gönül işte o koku armutlarımızın vücutlarından burnuma doluyordu, ayrılmak istemiyordum bu gerçek 'mi diye de inanamıyordum gönül.
uzun ağlaşmalardan sonra armutlarımızın altlarında oturmuş kendilerine bizde onları çok özlediğimizi, çok hasretler çektiğimizi yılardır unutamadığımızı anlattım gönül.
senin de kendilerine gönülden çok selamların olduğunu söyledim, bu kadar zamandır gelemediğimiz içinde özür diledim, başka doğruları söylemeye utandım gönül.
armutlarımız çaresizliğimi görünce dayanamayıp yukarıdan olmuşlarından yanıma iki tane armut düşürdüler buna inanamadım gönül, çünkü armutlarımız bizi af etmişlerdi ve ben bu sefer sevinçten o kadar ağladım ki sorma gönül.
o ara fark ettim ki bütün çiçekler etrafımıza toplanmış, kimi ağızlarını sonuna kadar açmış gülüyor, kimi gülümsüyor, kimisi de dudak bükmüş sevinçten ağlar gibiydiler gönü.
yıllardır göğsümüzde ağırlık sırtımızda ağır yüklerimiz vardı ya gönül? armutlara dertlerimi anlatınca sırtımda ki o yük nasılda hafifledi bir bilsen gönül.
yıllardan beri ilk defa göğsüm sancımadan derin nefes alışım bir mucize gibiydi gönül.
Allah'ın hikmetleri çoktur ya olacak işte, yukarıdan yanımıza gelen çoban bir çocuğun kuzuları bizim kuzularımıza çok benziyorlardı.
çoban çocuğa sen kimsin diye sorduğumda bana ağabey ben sizin kuzuları sattığınız adamın torunuyum, bu kuzularda sizin kuzuların torunlarıdır dedi, bende hayretle bunları nereden biliyorsun diye sordum.
bana siz köyümüzden gittikten sonra sizin kuzular bizim sürüye hiç katılmamış hep sürüden ayrı gezmişler, hatta geceleri kaçıp sizin kapıda dışarıda yatmışlar; babam hep anlatırdı, hatta o yüzden de bir gece kurtlar ikisini de yemiş dedi çoban çocuk gönül.
düşünsene gönül kınalı ile sarı kız da bizim gibi kahır ve özlem içinde yaşamışlar ve de kendi hayalleri uğrunda can vermişler gönül.
yani onlar sevdiklerine kavuşma uğrunda kurtlara yem olmayı bile göze almışlar gönül. işte böyle gönül sende umutlarını kayıp etme nasıl olsa bir gün kavuşacağız üç günlük dünya ne kaldı ki şunun şurasında biraz daha sabret gönül.
bu yazı ( gönülden MEKTUP var ) adlı kitaptan alıntıdır.
yaşanmış hikayeler
ismail soytekinoğlu.
İsmail Soytekinoğlu
Kayıt Tarihi : 22.11.2008 17:11:00
Kayıt Tarihi : 12.10.2026 23:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!