Ben
bir haritayı katlayıp
cebime koymuş gibiyim
nereye gitsem
bir köşesinden memleket sarkıyor.
Bir tren düdüğü duysam
içimde bir istasyon uyanıyor
tahta banklı,
çay kokulu,
yüzleri güneşten esmer insanlar
gelip oturuyor yüreğime.
Memleket
bir kelime değil artık
bir ekmek kabuğu gibi sert
bir anne eli gibi sıcak
bir çocuk gülüşü kadar hesapsız.
En çok akşamları özlüyorum
çünkü akşamlar
bizim orada
daha yavaş iner
ve gökyüzü
daha mavi susar.
Burada
gölgeler bile yabancı
sokaklar ezbere bilmiyor adımı
rüzgâr
adımı çağırmıyor hiçbir yerden.
Oysa memlekette
bir taş bile tanır insanı
bir ağaç
“geç kaldın” der gibi bakar.
Ben
memleketi
bir bayrak gibi değil
bir yaralı gibi taşıyorum içimde
kanamasa da sızlayan
susmasa da konuşan.
Bir gün dönersem
kapıları yumruklamayacağım
yavaşça gireceğim sokağıma
çünkü bilirim
memleket
bekler
ama bağırmaz.
Ve bilirim
insan
nerede özgürse değil
nerede özleniyorsa
oraya aittir.
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 14:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!