Yıllar ağır ağır omuzlarıma kondukça
Bir serçe gibi ürkek oluyor kalbim,
Sanki içimde bir yol var,
Ucu hep sana çıkıyor memleketim.
Uzak şehirlerin kalabalığında yürürken
Bir anda rüzgârın kokusu değişiyor,
Toprağın kokusunu sanıyorum bazen,
Sanki Sivas’tan esmiş gibi.
İnsan yaş aldıkça anlıyor bazı şeyleri;
Bir dağın gölgesini,
Bir çeşmenin suyunu,
Çocukluğun sessiz akşamlarını
Başka hiçbir yerde bulamayacağını.
Çocukluğumun sokakları geliyor aklıma,
Tozlu yollar,
Güneşin taş duvarlara vurduğu öğleler,
Ve akşamları eve çağıran annemin sesi…
O zamanlar bilmezdim
Bir gün hasret diye bir şeyin
Göğsümde ağır bir taş olacağını.
Şimdi uzak şehirlerde
Kalabalıkların içinde yürürken
Birden içimde bir kapı açılıyor;
Ardında memleketim duruyor.
Soğuk kışları geliyor aklıma Sivas’ın,
Karın sessizce sokakları kaplayışı,
Sobanın çıtırtısı,
Pencereden görünen beyaz dünya.
Ve yazları…
Bozkırın sarı güneşi altında
Uzayan yollar,
Rüzgârın otlarla konuştuğu akşamlar.
Bir memleket sadece şehir değildir
İnsan yaş aldıkça anlıyor bunu;
Bir kokudur,
Bir sestir,
Bir çocukluk hatırasıdır.
Bir avuç toprak gibi taşınır insanın içinde,
Nereye giderse gitsin.
Ben de öyleyim şimdi;
Yıllar geçtikçe
Adını daha çok anıyorum içimden:
Sivas…
Bazen bir türküde buluyorum seni,
Bazen bir rüzgârda,
Bazen de gecenin en sessiz saatinde
Kalbime çöken o tanıdık özlemde.
Bilirim,
Bir gün yine yollar bana dönecek,
Bir tren düdüğü
Ya da bir otobüsün farlarıyla
Kavuşacağım sana.
Ama o güne kadar
Hasretinle yaşayacağım memleketim;
Çünkü insan yaş aldıkça
En çok doğduğu yeri severmiş.
Ve ben
Her geçen yıl
Seni biraz daha çok özlüyorum
Sivas.
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 11:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!