Yaşanmışa dair binlerce adımlardan sonra sitem bu sana
gercekten güzel bir yaşam içimde acının sıcaklıgı olsada umut etmek mutlu olmak için cabalamak yaşamak için bir yudum suda mutlu olmak gibi hiç sevmedim diyemem hiç yanmadım da diyemem ama diyebilirim ki şu anda cok yanlızım inan bana sevdigim ben sana aşıgım
pişmanlıklar olmamalı yaşanmalı arzularıyla yaşamlar gelip gecen yüzler olmamalı vardıgımız mutluluk ve acı temelden kurulmalı insanca ve dürüstce buralar cehennem buralar cennet oldu bana yanıp kavrulsamda herşeyle güzel bu dünya umuda ve sana bir merhaba daha cok içten sözler söylerdin bir an içimi ısıtırdı böyle bir samimiyet beklemiyordum senden ama gercekten cok memnun olurdum varlıgında ben yaşanmış geçmişime pişmanlıklar sokmadım acılardan ders aldım ama mutlu olmak için cok çabaladım bir ekmek yudumu bir bardagın saflıgı
vardıgın cadde sokaklarda hep içimdeki dogruları aradım yaşananlar dogrulardı yapmacık uğraşlarım olmadı olan her an geçen bir anı bir yaşamdı arda bıraktıgımız bir yaşamda şimdi mutluyum aslında bir başıma hep ikinci bir şansım olurmu diye bakıyorum her sabah pençeremden güneşe her akşamlar ilkine varıyor şimdi elimde yok anıları gözlerimde perdelenmiş bakıyorum dünyaya ışıklar ve ve gelip gecen yüzler nereye varırız kime ne kadarını anlatabiliriz ama işte acının ve umudun koynun da bir dünya yaşarız güzel sözler olur sonsuz teşekür ve sevgilerimizi yollarız umuda
hiç sevmedim kimseyi senin kadar,yüregim yanmadı hiç bu kadar cok yanlızım seninle bir yerimde yer var,yok söylemeden olmaz ben sana aşıgım ahh aşıgım eger elindeyse ne olur cal kapımı eger yüregindeyse ne olur sil göz yaşını
sen bilmessin alırım haberini yollara küşmüssün hissettin mi gittigimi ahhh hissettin mi gittigimi buralar cehennem oldu bana yanıp kavrulsamda seninle güzel ankara ahh seninle güzel ankara güneşimiz bu aşk ya kal yüregimin perde olmuş gözlerimize göremeyiz hiç bir şeyi eger elimizdeyse ne olur cal kapımı eger yüregimdeysen sil göz yaşını benim kara haberim eger leylan ölmüş derlerse gelme sanın istanbula bulamassın ki beni buralarda bir bulut olurum git ankaraya yag istedigin kadar topragıma ben bizim bahcede olucam tam siyah gordonlu saatin yanında o zaman bensiz dünyaya istedigin kadar bagırabilirsin sen siz bu dünyayı sevmiyorum sevmiyorum sevmiyorum...ama şimdi ne olursun gel leylan hayatta istanbulda nefes almakta zor gelçemiydi bana tek hayalim hissettigim son nefesleriimi seninle alıp vermek son nefesimi seninle alıp vermek...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta