Musalla taşına konmuş dört tabut
Herkesin yüzünde derin bir sûkut
Elinden gelirse gözyaşını tut
Son uykuda “karagöz”ler kapandı
Bir aile söndü, bin yürek yandı
Doğduğum günden bu yana
Sona doğru yürüyorum
Başladım bir maratona
Sona doğru yürüyorum
Deftere yazıldı adım
Sadece dağlara değil
Umutlara da kar yağar
Mahzun durma be hey gönül
Gün doğmadan neler doğar.
Seherde bülbüller öter
Ötüşü, bir düş değil mi?
Erkenden bir duman tüter
Bilmem, gönlün hoş değil mi?
Koyun meler kuzusuna
Buradan gitmemi istesen bile;
Ben, seni bırakıp gidemem Elif
Ayrılık sözünü getirme dile
Ben, seni görmeden edemem Elif
Sevda yeli, hayli uzak eserdi
Açtım kollarımı sonuna kadar
Seni gözlüyorum, gözlerim yolda
Sen yoksan yanımda, dünya bana dar
Seni gözlüyorum, gözlerim yolda
İçime oturdu bir garip hüzün
Rüzgâra kapılan yaprağa döndüm
Hayat yerden yere savurdu beni
Kimseye açmadım gizli derdimi
Yaktı yüreğimi kavurdu beni
Şifa diye sarıldığım zehirmiş
Baykuş öttü bağımızda
Bülbüller uzağa düştü
Canavarlar dağımızda
Kuzular tuzağa düştü
Kanarya bağdan kovuldu
Muzip ve emsalsiz bir sevdiğim var
Bin türlü naz eder, kandırır beni
Kasvetli gönlüme getirir bahar
Kışları, yaz eder, kandırır beni
İçim alev alır yanar, tutuşur
Ezelden, ebede, solmayan çiçek;
Yüreklerde açan gülsün Efendim.
Rahmet pınarından doyası içek;
Bizimde yüzümüz gülsün Efendim.
Kudret kalemiyle çizildi hudut




-
Abdulkadir Yardım
Tüm YorumlarMehmet Hocam a selam ve saygılarımı sunuyorum. başarılarının devamını dilerim..