Çıktım kendi izimden, yolda beni aradım,
Harabede cevheri, dertte derman aradım.
Döndüm, dolaştım en son varacağım durak aşk,
Çölü aşıp gelse de canda iz bırakan aşk.
Zorluk, çile ve cefa taç oldu bu başıma,
Ateşten kor düşürdü gözümdeki yaşıma.
Sabrın derin kuyusu, özlemin kor nefesi,
Sessizce pişiren o, bağrımın kor hevesi.
Sonsuz kuyu içinde kaybolup da aradım,
Yitip gitmiş bir izi, sis içinde aradım.
Eridi varlığım hep, yoklukta buldum beni,
Bir hiçliğin koynunda, aşka savurdum beni.
Savruldu külüm göğe, rüzgârda zikr aradım,
Toz olup bu âlemde, basacak iz aradım.
Dünya dedikleri han, dar geldi bu yarama,
Derman arayan gönül, hû'dan başka arama.
Gönül tahtı kırıldı, çilede erdi felah,
Her yaranın içinde meğer saklıymış sabah.
Hamdım, piştikçe yandım aşkın her durağında,
Sabrın meyvesi açtı, hasretin kucağında.
Her adımda sis vardı, yürüdüm bilinmeze,
İzim benden silindi, açıldım sonsuz öze.
Ne "ben" kaldı ne de "sen", bütün perdeler indi,
Simya ummana aktı, son damla da silindi.
15.10.2026
Simya Nuran AksoyKayıt Tarihi : 15.10.2026 06:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!