Suçlu bir akşamın sisli saatleri…
Dolunay yavaş yavaş göğe yükseliyor.
Hava tam ulumalık…
Kurtlar puslu havayı sever.
Hayatta bir kez sevdim.
Sadece bir kişi taht kurdu gönlümde.
Onun sesi ile inleyen namelerim;
Onun sesi ile yankılanan kulaklarım;
Her daim onu arayan gözlerim,
her fırsatta onu söyleyen sözlerim,
Sen üşürken zemheri gecelerde;
Sensiz günlerde yandık Muhsin Reis!
Ülke seni ararken hecelerde;
Boran sabahı tandık Muhsin Reis!
Altaylardan selam eder Bozkurtlar,
Karasal iklimimden sesleniyor bendeniz:
Nerede yankı, hani yağmur hani benziniz?
Çehresinde tüm bulutlar, sanki Karadeniz…
Çorak toprağıma bir damla, var mı izniniz?
Yadırgama beni, sertliğim Anadolu’dan…
Hadi söyle; düşüncelerin ne kadar özgür?
Özdür; seni toprak misali kendine çeken.
Sen; ölmeyecek gibi toprağa umut eken…
Durdukça körelen, okudukça gelişen tür:
Bedenin ve ruhun Tanrı’ya inandıkça hür…
Yaratılış sırrıdır; her şeyi böl ikiye:
Eşittir; acunda, kitapta, ölü diriye…
İleri gitmek için istedim; ilm-i Ledün…
“Dur!” dedi O Büyük Ses: “Haddin değildir bugün!”
…
Şu nefsim ölse, dönse içi boş bir deriye!
Tarifsiz dinginliği yırtan bir emir: Hak’tan...
Uçsuz bucaksız bir evren ve sonsuz bir boşluk…
Kalplere bir his düşer o karanlıkta; aktan…
Gelir dördüncü cemre; ay evresi ve hoşluk…
Bir olmadan beden ve ruh yaşanmış tüm zaman.
Tüm dilleri bir araya getirsem,
güneşi önüme ışık etsem,
volkanlar patlasa donuk bakışlarıma,
okyanusları doldursam ciğerlerime,
yine de sönmez içimdeki sevda ateşi!
Yanarım: Kurt gibi ulurum ardından!
Yerleştim; sandım etrafı insan…
Erleştim, kandım; her tarafı kan…
İnsan olmak mecburiyetimdi.
Ruhum hep bu bedende yetimdi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!