1980 senesinin buz gibi bir kış gününde güzel olan fakat içinde kötülerinin de olduğu iyi şehir İstanbul da dünyaya ağlayarak gelmişim. Seçilmişlerin en güzelinin ismi ile isimlendirmişler adımı o isme layık olamasam da.
Herkes gibi benimde çocukluk serüvenim bir şekilde acısı en fazla olacak şekilde ile tatlısı ile beraber geçti gitti ve şu anda da orta yaşlarımı yaşamak ile meşkulüm. O' ne kadar ömür biçti ise onu yaşamaya devam edeceğiz ama hakkıyla.
Kendi dünyasında şiirler kaleme almaya çalışan biriyim. Kendime şair diyemem, şairlerin ardında süpürgeciyim belki de.
İç dünyamın sızılarını, buhranlarını, kıvranışlarını ve neşesini dışa yansıtma biçimi olarak şiiri bir vasıta eyledim. Şiirlerimin anlaşılması veya anlaşılmaması, beğenilmesi veya beğenilmemesi ile ilgilenmiyorum. Sadece düşünce dünyamda kopan fırtınalardan bir bukleyi kaleme döküyorum, ta ki belki biri bir gün okur belki kendinden bir parça bulur ve belkide hislerine tercüman olur.
Hiçbir alanda ne şiir, ne deneme ve ne de makalem yayımlandı. Öyle bir çabamda olmadı.
Selametle..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!