Şehirler, beton ve demirden birer tabut şimdi,
İçinde ruhların sustuğu, pencerelerin kör bakışı...
Oysa ötelerden bir ses gelir,
Eski zaman peygamberlerinin asalarından kopan bir uğultu,
Çarpar kalbin o en gizli, o en mahrem odasına.
Biz bu dünyaya sürgün geldik,
Ellerimizde görünmez birer meşale,
Yürüyoruz karanlığın kalbine doğru.
Göklerden gelen bir karar vardır,
Sökemezler mühürlerini, dağıtamazlar bu orduları.
Güller, o mukaddes dertle açar bahçelerde,
Her yaprağında bir diriliş muştusu.
Sükût, en büyük kelamdır anlayana,
Bir sessizlik ki, içinde binlerce fırtına saklı.
Yıkın o sahte putları, o camdan sarayları,
Gönül bir mağara olsun, içine nur dolsun.
Kuşlar ki, kanatlarında ebediyeti taşır,
Biz o kanatların rüzgarında,
Kendi içimize yaptığımız yolculuğun tozuyuz.
Ölüm bir son değil, bir perde kalkışıdır,
Bir düğün gecesi, bir asıl vuslat...
Işık sızar sızmaz o dar kapılardan,
Ruh, kendi aslına, o büyük güne uyanır...
Hasan Belek
02 02 2026- Akçay
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 20:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!