Senin gönlün daima meşgul,
Aşkın ne olduğunu asla bilmezsin,
Ben sensiz bin gece uykusuz kaldım,
Sen sensizliği hiç bilmedin, ama madursun.
Ben gönlümü sana verdim, ateşlere sardım,
Sen kıymet nedir bilmeden güldün geçtin,
Ben kırık bir ömrün omzunda taşıdım seni
Sen bir tek acıyı bile yük etmedin, ama madursun.
Ben sabrı bağrıma bağladım, geceleri eyledim dost.
Sen her adımında beni unuttun, sanki yokmuşum gibi,
Ben sensizliğe alıştım, karanlığa vuruldum.
Sen gününü gün ettin, ben yine sustum, ama madursun.
Ben yüreğimi kor ateşlerde pişirdim,
Sen gül açan bahçelerde, gölgelere gömüldün
Ben derdimle sabahlara kadar hesap verdim
Sen bir kere bile “Nasılsın?” demedin, ama madursun.
Ben hikâyemi kırk yılın yalnızlığıyla büyüttüm
Sen geçerken uğrayan bir yolcu gibi kaldın,
Ben sarsıla sarsıla, gölgeme bile tutunurken,
Sen esen rüzgâra inanıp benden ayrıldın, ama madursun.
Ben seni bir ömür sakladım, gözlerimde sır gibi,
Sen o sırrı herkese anlattın, bir masalmışım gibi,
Ben bağımlısı oldum yokluğunun ve acının,
Sen varlığımı bile bilmez oldun, ama madursun.
Ben düşünce kalktım, kalkınca düştüm, yine yürüdüm,
Sen yolun başında usandın, geri dönüp gittin,
Ben bütün hatayı kendimde buldum yıllarca,
Sen bir defa bile suç aramadın kendinde, ama madursun.
Ey sevgili bil ki bir gün hicrana uğrar bu beden,
Mecnun çöllere giderken Leyla’nın hali hiç sorulmadı,
Ferhat dağları delerken Şirin beklemekten bitap düşmüş,
gaddar bir yürekte kıymet ararsın, sahte gülüşün olur, madur olursun.
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 13:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!